Allah'ın Sevgisi

       Bloğumda gezinip eski yazılarımı incelerken blog arkadaşım Bücürük ve Ben'in Aşk şiirime yaptığı yoruma denk geldim. İlk namazıma 'Allah beni seviyor' diyerek kalktığımdan bahsettiğimde Allah'ın onu, ailesini, kedicikleri sevmediğini söylemiş. O zaman fark etmediğim için içimde bir yerin acıdığını hissettim. Böyle bir şeyi nasıl görmezden geldim, bilmiyorum. Hem onun için hem de diğer arkadaşlarım için bu yazıyı yazmaya karar verdim. 

       Öncelikle Allah'ın sevgisinden, O'nun hangi kullarını sevdiğinden bahsetmek istiyorum. Hepimiz anne karnından günahsız, masum insanlar olarak doğuyoruz. Allah'ın bizi yarattığı o ilk temiz halimizle dünyaya geliyoruz. Elbette ki Allah bütün kullarını ve yarattığı bütün mahlukâtı (apt. bahçesindeki kedicikleri de:)) seviyor. Bu sevgiyi çok mucizevi şeylerde, doğaüstü olaylarda aramamıza gerek yok. Allah'ın bize verdiği nimetlerini, bu dünyayı hatta evreni bile biz insanlar için bizden önce yaratıp hazırladığını düşünürsek, iyi de olsa kötü de olsa yeni bir güne başlayabildiğimiz için şükredip bütün acıların da geçici olduğunu bilirsek Allah'ın sevgisini en derinlerde hissederiz. Çevremde de kendimde de bazen görüyorum ki namaz kılmak, Kur'an okumak için ulvi bir yönlendirme, bizi ibadete itecek olağanüstü şeyler bekliyoruz. Hâlbuki tek yapmamız gereken aklımızı ve kalbimizi Allah'a emanet edip ona bir adım atmaktır. Sonrasında kalbinize dolacak olan huzurun tadını nasıl anlatsam...

       Biliyorum ki hepimizin yaşadığı zorluklar var. Elbette ki bu kadar üzgün, bu kadar kırgın olmamızın sebepleri var. Ama bu kırgınlıkların sebebi diğer insanlar değiller mi? Hepimizin özgür iradesi var. İyilik yapmak isteyen iyilikte bulunur, kötülük yapmak isteyen kötülük eder. Bazıları da bizim kontrolümüz dışında hastalıklar, doğal afetler vb. olaylardır. Peki neden böyle kötü olaylar yaşıyoruz? Bunun sebebini anlayınca bir adım daha ilerlemiş olacağız. Şimdi biraz tarihten örnekler vererek devam etmek istiyorum:

- Hz Yusuf'u kardeşleri istemediği için kuyuya attı. Hz. Züleyha'nın iftirasına uğradı. Sonra da yıllarca zindanda kaldı. Ama o hiç gaflete düşmeden Allah'a ibadet etti. Allah'ın planına güvendi.

- Hz. Eyyüp -18 yıl olduğu rivayet edilir- hastalıkla mücadele etti. O kadar şiddetli ağrıları vardı ki bir zaman sonra diliyle bile zikir yapamadığına ve kalbiyle Allah'ı anmaya devam ettiği söylenir. 

- Hz. Rabia tasavvuf ehli olmadan önce yıllarca köle olmuştur. O her geceyi ibadetle geçirir, her sıkıntının ardından yalnızca Allah'a sığınırdı.

- Hz. Muhammed s.a.v annesini, babasını, dedesini kaybetti. Kırk yaşına kadar yoksulluk içinde ve çocukken amcasının yanında çobanlık yaparak yaşadı. Hira mağarasında inzivaya çekilir Allah'a ibadet ederdi. O inzivaların birinde O'na peygamberlik gelmişti. 

       Fazla konu açıp sıkıcı da olmak istemiyorum. Bu örnekler üzerinden devam edelim.

       Bu olayların hepsine baktığımızda bir sıkıntının ardından Allah'a sığınıp güvenenlerin, sonrasında Allah'ın rahmetine nail olduğunu görüyoruz. O insanlar hem Allah'ın rızası için yaşadılar hem de yine Allah'ın rızasını düşünerek insanlara iyi davrandılar. Her zaman güzel sözlü, güzel ahlâklı ve güvenilir insanlardı. Öyle ki Hz. Muhammed s.a.v peygamber olmadan önce de insanlar arasında El-Emin (güvenilir insan) olarak bilinirdi. Yani öncelikle biz fikrimizi, hissimizi, kişiliğimizi güzel muhafaza edeceğiz ki kalbimizde sevgiye yer olsun.

       Bir de şöyle insanlar vardır ki onlar bir sıkıntının ardından isyan ederler. Neden benim başıma geldi, neden ben bunu yaşadım, Allah neden bunun olmasına izin verdi diye isyan ederler. Hatta bazıları o kadar ileri gider ki küfür bile ederler. Her insanın başına gelebilecek olan olayların sadece onlara geldiğini düşünerek, bencilce davrandıklarında asıl hakikati göremezler. Kur'an' da böyle insanların kalbinin mühürlendiğinden bahsedilir:

Bakara / 7. Ayet

"خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰٓى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟

Allah, küfürdeki inatları yüzünden onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. Gözleri üzerine de kalın bir perde gerilmiştir. İşte böyle kimseler için pek büyük bir azap vardır."

       Bu benim en çok korktuğum şeydir. Olur da kalbim mühürlenir Allah'ın sevgisini hissedemezsem diye korkarım. Bu ayetten anlıyorum ki Allah bizi sevmiyor değil de, biz içinde bulunduğumuz ruh hâlinden ötürü O'nun sevgisini hissedemiyoruz. Böyle bir durumdan Allah hepimizi korusun İnşallah. 

       Şimdi Rabia bize bunları neden anlattı? 

       Sevgili dostlarım, ben de hiçbir zaman dört dörtlük bir Müslüman olamadım. Burda size bir şeyler anlatmaya çalışıyorum ama kusurlarım da varsa affola. Kimseye sen şöylesin bak böyle yaparsan daha iyi olur deme hakkım da elbette yok. Sadece samimi bir şekilde düşüncelerimi yazmak istedim. Konumuza dönersek. Bu dünya sınav dünyası. Hepimiz türlü türlü olaylarla sınanıyoruz. Allah bize irade vermiş ve bu iradeyi nasıl kullanacağımızı görmek için hepimizi test ediyor. Şimdi hepimizin başında çeşitli sıkıntılar var. Kim ki isyan ederse Allah'a karşı gelmiş olur. Bu hayatın sonunda ahirette de onun karşılığını alır. Kim de bu derdin Allah'dan geldiğini bilip sabrederse sabrının mükâfatını hem bu dünyada hem ahirette alır. Allah bizi sevmiyor demek yerine, ben Allah'ın sevgisini neden hissedemiyorum diye düşünsek bunun cevabını arasak mutlaka bizim için daha iyi olacaktır. Dediğim gibi ben de dört dörtlük bir Müslüman değilim. Evet ilk namazıma heyecanla kalkmıştım ama öncesinde de korktuğum için günlerce yataktan çıkamamıştım. Allah önce sınadı, sonra ben istediğim için bana nasip etti. Daha şurda üç yıldır namaz kılıyorum, iki buçuk yıldır başörtülüyüm. Üzerinden yıllar geçse de biliyorum ki ben de yanlışa düşeceğim, benim de başıma musibetler gelecek. Ama bütün bunların ardından Allah'a sığındığımda en kötü zamanımda bile bir çıkış yolu bulurum, kalbimde ferahlık aklımda esenlik hissederim inşallah. 

       Her şeyin gelip geçici olduğunu bilerek yaşayalım.  İsyan etmek yerine, bir durup düşünelim. Şimdi neden böyle oldu, ben neyi yanlış yaptım, ne yapmam gerekiyor diyelim. Tek başımıza mücadele etmek zordur. Her defasında her anımızda Allah'dan yardım dileyelim. Bir yazımda bahsetmiştim. Allah sevdiği kulunu sınar, onu yalnız bırakır ki o sadece Allah'a yönelsin... Ya Vedûd isminin tecellisini gerçekten istiyorsak önce kalbimizle samimi şekilde kendimizi O'nun sevgisine teslim etmeliyiz. 

       Biraz uzun oldu ama inşallah faydalı bir yazı olmuştur. Vakit ayırıp okuyanlara sevgilerimle...


*Yorumda bahsettiğim internet sayfası

Yorumlar

  1. Okuma listeme tıklayıp da, senin yeni paylaşımında ismimin geçtiğini görünce hemen geldim:)
    Evet hatırladım o yorumumu.
    Maalesef hâlâ aynı düşüncedeyim. Allah dediğimiz yaratıcı, yüce varlık, ne beni, ne ailemin üyelerini, ne diğer insanları, ne de bahçedeki kediciklerimi seviyor. Kısaca hiç kimseyi sevmiyor. Aslında sevmiyor değil de bizlerle ilgilenmiyor. Yani bizim varlığımızdan haberi yok. Olmayabilir.

    Ben isyan bile etmiyorum. Allah'ın dünyayla ve diğer gezegenlerde yaşayanlarla bir ilgisinin olmadığına inanıyorum. İlgisi olmayınca sevmesi de mümkün değil. Ha, belki bazı teorilere göre hepimiz bir simülasyonun içinde yaşıyoruzdur. Belki gördüğümüz tüm acılar, kendi çektiğimiz tüm acılar aslında yoktur yani sanaldır. Bilemiyorum :) Umarım öyle olsun.
    Sağlıcakla kal.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldinnn:)
      Fikrini değiştirmek gibi bir amacım yok. Dediğim gibi o yorumu görünce biraz üzüldüm ve bir şeyler yazmak istedim.
      Allah'ın bizle ilgilenmediğini neden düşünüyorsun bilmiyorum. Açıkçası yaşadığımız her şeyin sorumluluğunu başka insanlara ya da yaratıcıya yıkmak yerine ardındaki nedeni düşünmeyi ve alacağım dersleri alıp hayata devam etmeyi daha sağlıklı buluyorum. Hayatlarımız mükemmel olsaydı, Allah bütün olaylara pozitif yönde müdahale etseydi bize verdiği iradenin bir anlamı olmazdı. Elbette bizle ilgileniyor ama hayatı nasıl yaşayacağımızı bize bırakıyor. Biz yardım istersek-dua edersek- bize sonsuz kudreti ile yardım ediyor. Benim düşünceme göre yarattığı bütün sistemlerin kusursuz işleyişi kendi kendine devam etmiyor. Allah bütün bunları yönetiyor. Gece ile gündüzün değişiminde, gezegenlerin hareketinde, vücudumuzun işleyişinde, her nefes alıp verişimizde, iradesi olmayan canlıların hayatlarını devam ettirecek bilgiye nasıl sahip olduklarını düşününce aslında Allah'ın bizle ilgilendiğini düşünüyorum. Hem yarattıklarıyla neden ilgilenmesin ki. Allah, Kur'an'da bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu söylüyor ve biz insanları diğer bütün varlıklardan üstün kılmış. Bizle ilgilenmiyor demek de büyük haksızlık değil mi?
      Tabiiki de isyan ettiğini söylemedim. Öyle bir insan olduğunu görmedim. Diğer insanlardan bahsettim ben o bölümde. Sen sakince her şeyi kabullenmiş, bazı durumlardan sadece rahatsız oluyorsun anladığım kadarıyla.
      Yani evet simülasyona benzetebiliriz bir nevi. Çünkü ahirette dünya hayatının bir göz açıp kapayıncaya kadar geçtiğini anlayacağımızdan bahsedilir. Yani dünya hayatı sadece birkaç saniye kadar. Bu yüzden Allah, insanın kıldığı bir rekat namazı en büyük melek olan Cebrâl as'ın dört bin yılda kıldığı iki rekat namazdan daha üstün tutmuştur. Ölüp tekrar diriltildiğimizde bir rüyadan uyanmış gibi olacağımızı da biliyor musun? Bu yüzden dünya hayatından hep 'aldatıcı bir eğlence' olarak bahsedilir. Ve inananların çektikleri acılardan sanki hiçbir şey olmamış gibi kurtulacağı vaadedilir.
      Okuduğun ve yorum yaptığın için teşekkür ederim:))
      Kendine iyi bak...

      Sil
    2. Hoş buldummmm 😊
      Yok, yok ben fikrimi değiştirmek gibi bir amacın olduğunu düşünmedim üzüldüğünü anladım. İsyan etmiyorum derken de senin bana böyle bir şey söylemediğinin farkındayım. Ayrıca söylesen de fikrini söylemenden gocunmazdım. :)

      Allah'ın bizimle neden ilgilenmediğini düşünüyorsun diye sormuşsun, soruna cevabı bir ara bloğumda yazayım olur mu? Çünkü çok uzun bir yorum olur ve uzun yorumlar gitmiyor. Bölmek zorunda kalıyorum.

      Şimdiden güzel bir hafta sonu diliyorum.
      Sağlıcakla kal :)

      Sil
    3. Gocunmayacağını ve benim niyetimin farkında olduğunun farkındayım.:) Yine de belirtmek istedim.
      Elbette bu konu hakkında bir yazı yazarsan okuyacağım inşallah.
      Sana da güzel bir haftasonu diliyorum.
      Görüşmek üzere. :)

      Sil
  2. Hz. Allah c.c. , Kur'an-ı Kerim'inde kimleri sevdiğini bildirmiştir. İşte öyle olanları seviyordur. Tefsirlere bakılarak bu bir nebze anlaşılabilir.
    Bir kişi Allah c.c. beni sevmiyor diyorsa, asıl kendisi On'u sevmiyor demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar efendim. Evet, Allah Kur'an-ı Kerim'de hangi kullarını çok sevdiğini bildirmiştir. Araştırıp öğrenmek her zaman için en doğrusudur.
      İçimizde sevgi kırıntısı yoksa Allah'dan ve diğer kullardan gelen sevgiyi kabul etmekte zorlanabiliriz. Bizim görevimiz ise köprü kurup güzel şeylere vesile olmaya çalışmaktır. Gerisi de Allah ile kul arasındadır. Rabb'im hepimize hidayet nasip etsin İnşallah. Sağlıcakla kalın...

      Sil
  3. Merhaba Tekrar:)
    Az önce söz verdiğim gibi bloğuma yazmaya başladım ki, baktım o kadar da uzun olmayacak; uzun uzun yazmaktansa kısa yazmak daha iyi dedim ve buraya yazmaya karar verdim.

    Allah'ın beni, aile üyelerimi, bahçedeki kedilerimi sevmediğimi söylemiştim evet sebebini yazıyorum:

    Seven insan korur.
    Tanrı değil de insandan örnek vereyim: Bir insan seni sevdiğini söylüyorsa, seni korur. Mesela bir anne olsun, kızına / oğluna onu çok sevdiğini söylüyor. Kızını/oğlunu kötülerden korur. Üzülmelerini istemez. Gerekirse canını verir, açlarsa yemez yedirir.

    Şimdi Gazze'de, Sudan'da çocuklar, bebekler, yaşlı, kadın, erkek insanlar öldürülüyor ama insanları sevdiğini söyleyen Allah seyrediyor. Korumuyor.
    Bahçedeki kedilerimin başlarına kötü şeyler geldi, Allah seyretti, korumadı. Filan köyde yaşlı bir adam bir köpeği, bir diğeri bir eşeği başına kürekle vura vura katletti, Tanrı yine korumadı.
    Altı aylık bebeğe öz dedesi tecavüz edip öldürdü, Tanrı yine seyretti.
    Sevgi nedir? Sevgi, sevdiğini korumaktır. Korumadan, kollamadan kuru kuru sevgi olmuyor.
    İşte bu yüzden Tanrı, insanları da, diğer canlıları da sevmiyor.
    Gerçekten uzun değilmiş cevabım, nedense sanki çok uzun uzun yazacakmışım diye düşünmüştüm. :)))Umarım kendimi ifade edebilmişimdir.
    Kal sağlıcakla. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Hoşgeldin tekrar. :)
      Kısa açıkladığın için buraya yazman iyi olmuş bence de.
      Öncelikle insan üzerinden örnek vermen anlaşılır olmuş. Ama burda kaçırdığımız nokta şu: Allah'ın iradesi biz insanlar gibi kısıtlı değil sonsuzdur. Bu yüzden Allah'ın düşüncesi ile bizim kısıtlı irademizle düşündüklerimiz bir olmayacaktır. Allah (c.c.) her zaman, her şeyin en iyisini bilendir. Bizler cüz'i iradeye sahibiz. Yani kendi yaptıklarımızdan sorumluyuz. Evet seven insan korur. Ama eğer insan gerçekten seviyorsa ve sevdiği kişinin kendini geliştirmesini istiyorsa, onun zorluklarla mücadele etmesine fırsat verir ve her şeye müdahale etmez.
      Allah'ın müdahale etmeme sebeplerinden birisi yaşadığımız acıların bizi daha güçlü insanlar yapmasıdır, yaşadıklarımızın imanımızı güçlendirmesidir.
      İkincisi ise yine söylediğim gibi eğer Allah her şeye müdahale etseydi bize verdiği bu cüz'i iradenin bir anlamı olmazdı. Bu dünyada kötülük de var ki iyilerin kıymeti ve değeri biçilebiliyor.
      Üçüncüsü: Diğer insanlar, canlılar sıkıntı yaşarken emin ol Allah sadece izlemiyor. Filistin'de, Sudan'da ve diğer coğrafyalarda yediden yetmişe bütün insanlara o sapasağlam sabrı veren Allah'dır. Ve dediğim gibi o sabırla ve mücadeleyle birlikte o insanların imanı kuvvetlenmiştir. Sana hiç denk geldi mi bilmiyorum ama Filistin'de insanlar ölüme koşarak gidiyor, şehadete ulaşmak için çabalıyorlar. Nerede olursak olalım ölüm bizi gelip bulacaktır. Allah şerefli bir ölüm nasip eylesin inşallah.
      Bu tür küresel olaylarda ya da küçük meseleler de dahil olaylara Allah'ın müsade etmesi bizim gibi iyi olduğunu iddia eden insanların gerçekten iyi olup olmadığını test etmektir. Allah belirli bir müddet bu olaylara müdahale etmez ve bizlerin nasıl tepki vereceğini, gerçekten vicdan merhamet sahibi insanlar olarak bunlara ses çıkarıp çıkarmayacağımızı test eder. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir.' hâdisi de bu konuya işaret eder. O insanların yaşadıkları da sonsuz bir acı değildir: Onlar için de bizim için de birer sınavdır. Allah'ın haber verdiği kurtuluş günü geldiğinde ise gerçek iyilerle kötüler birbirinden ayrılacak ve herkes yaptığının karşılığını alacaktır.

      Sil
    2. Ve sevdiklerimizin başına gelen kötü olaylara gelince canım şunu söyleyebilirim: Biz neyi Allah'dan daha çok seversek, Allah onu bizim elimizden alır. Bir insanı, bir hayvanı, bir eşya bile olabilir neyi Allah'dan çok seversek mutlaka ondan zarar görürüz. Çünkü biz öncelikle Allah'a ibadet etmek ve onun rızasını gözeterek yaşamak için yaratıldık. Yaratılma amacımızı unuttuğumuz zaman unutmamıza sebep olan şeyleri Allah bizden alır.
      Son olarak söylemek istediğim: Allah, bütün sıfatlarının sonsuz olduğu gibi el-Vedûd (en çok merhamet eden ve en çok seven) ismi ile de sonsuzdur. Allah sonsuz sevgiye ve sonsuz merhamete sahiptir. Bunu bilerek de 'Allah yarattıklarını sevmiyor!' demek, Allah hakkında kötü zânda bulunmaktır. Bu da çok büyük bir günahtır. Hiç kimsenin böyle bir yanlışa düşmesini ve böyle bir yanlışta ısrar etmesini gerçekten istemem. İnşallah sen de en hayırlı ve kolay şekilde içindeki bu vesveseden ve seni rahatsız eden düşüncelerinden kurtulursun.
      Ben ayet okumalarını çok severim. Bu konuya da yardımcı olacağını düşünerek Uhud savaşında Müslümanların yenilgisiyle ilgili inen Âli İmrân sûresinin 154. ayetini bırakıyorum. Sağlıcakla kal...
      ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاساً يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ فٖٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا فٖي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فٖي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿154﴾

      154. Sonra Allah, bu kederin ardından size bir güven duygusu indirdi: tatlı bir uyuklama hâli ki içinizden en samimi olanları bürüyordu. Bu arada bir kısmı da canlarının derdine düşmüş, Allah hakkında câhiliyeye ait gerçek dışı zanlar besliyor ve: “Savaşa çıkma husûsunda bizim fikrimizi mi sordular?” diyorlardı. Sen de onlara: “Bütün karar ve yetki tamâmen Allah’a âittir” de. Onlar, aslında sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyor ve kendi aralarında: “Bizim fikrimiz sorulsa ve tercih hakkımız olsaydı, burada böyle öldürülmezdik” diyorlardı. Onlara de ki: “Siz evlerinizde bile bulunsaydınız, haklarında ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yerlere bir sebeple mutlaka çıkıp gideceklerdi.” Allah bunları, kalplerinizdeki samimiyeti denemek, gönüllerinizi şeytanın vesvesesinden temizlemek için yapmıştır. Allah sînelerde saklanan en gizli duyguları dahi bilir.

      (Âli İmran/154)

      Meal, Ömer Çelik'in çevirisidir.

      Sil
  4. Günaydıııın:) Hoşbulduk tekrar:)

    Eşfacığım,
    1- "Evet seven insan korur. Ama eğer insan gerçekten seviyorsa ve sevdiği kişinin kendini geliştirmesini istiyorsa, onun zorluklarla mücadele etmesine fırsat verir ve her şeye müdahale etmez."

    demişsin. Şimdi düşünelim 6 aylık bebek, tecavüz edilip, acılar içinde öldürülürken zorlukla nasıl mücadele edecek?

    2 - "Allah'ın müdahale etmeme sebeplerinden birisi yaşadığımız acıların bizi daha güçlü insanlar yapmasıdır, yaşadıklarımızın imanımızı güçlendirmesidir."
    demişsin.
    Yine bebek örneğini vereceğim. Bebek öldü, annesi, sevenleri acılar içinde...şimdi Allah, hadi diyelim ki, bebeğin annesi daha güçlü olsun diye mi evladına yapılan kötülüğe müdahale etmedi. E, bebeğe yazık değil mi? Allah, bebeğin çekeceği acıyı hiç mi kaale almadı? Hani Allah'ın sonsuz merhameti? Sonsuz sevgisi?

    - "İkincisi ise yine söylediğim gibi eğer Allah her şeye müdahale etseydi bize verdiği bu cüz'i iradenin bir anlamı olmazdı. Bu dünyada kötülük de var ki iyilerin kıymeti ve değeri biçilebiliyor."
    demişsin.
    Şimdi benim verdiğim bebek ve kafasına kürekle vurularak öldürülen eşek örneği var. Eşeğin iradesi de, bebeğin iradesi de kendilerini kötülükten korunmaya yetmez ve Allah da bunu bilmeyecek değil herhalde.

    "Allah belirli bir müddet bu olaylara müdahale etmez ve bizlerin nasıl tepki vereceğini, gerçekten vicdan merhamet sahibi insanlar olarak bunlara ses çıkarıp çıkarmayacağımızı test eder."
    Bunda da şöyle bir çelişki var: Bir bebek kendisine yapılan kötülüğe zaten karşı koyamaz. Orada onu koruyacak vicdanlı, merhamet sahibi başka bir insan yoksa (annesi markete gitti diyelim ya da annesi depremde öldü ve sağ kalan bebeği porno çetesi veya organ Mafyası kaçırdı) test edilecek kimse olmaz. Test edilecek kimse yokken de bebeği korumuyor.

    "Ve sevdiklerimizin başına gelen kötü olaylara gelince canım şunu söyleyebilirim: Biz neyi Allah' tan daha çok seversek, Allah onu bizim elimizden alır. Bir insanı, bir hayvanı, bir eşya bile olabilir neyi Allah' dan çok seversek mutlaka ondan zarar görürüz. "

    Şimdi bu örneğini doğrusu anlayamadım. Mantık kurallarına ters geldi. Şimdi mesela minik bir çocuk, doğal olarak en çok annesini sevecektir, bir anne de doğal olarak bebeğini sevecektir. Bu sevginin cetvelle, teraziyle bir ölçüsü yok. Allah' tan daha çok mu sevdi, daha az mı sevdi diye nasıl, kim karar verecek? Allah başka şey, evlat, kedi, bir eşya başka şey. Zaten bir eşyanın Allah ile kıyaslanması komik olur. Ayrıca, Allah için namaz kılarsın, camiye gidersin, zekat verirsin, oruç tutarsın vs. bir eşya ya da sevdiğin kedin için bunları yapmazsın. İkisi farklı, apayrı şeyler. İnsan doğurduğu evladını çok sevecek ki, iyi bakacak çok sevmezse çocuk açlıktan avaz avaz ağlarken, telefonunda oyun oynar. Var öyle sorumsuz ana-babalar. Kedimi de çok sevdim ben niye sevmeyeyim? Tabii ki seveceğim, seveceğim ki, layıkıyla bakacağım, sevmezsem su kabı leş gibi, mama kabı leş gibi, kum kabı leş gibi olur, evin leş gibi kum, kusmuk, kaka kokar. Kedi mutsuz olur, saklanır, kısa sürede hastalanıp ölür. (sevilmediği için tabii vet. hekime de götürülmez aynısı insan bebeği için de geçerli)Kaldı ki, Allah, tövbe tövbe megalomanyak mı veya çocuk mu veya kıskanç insan mı ki benden çok sevdiler diye kedimi kıskanacak? :) Tam tersine "Kulum kedisini ne güzel seviyor, çok seviyor, sevdiği için de layıkıyla, çok iyi bakıyor" diye sevinip, mutlu olması gerekmez mi? Bir kere iki sevgi aynı şey değil bir kedinin sevgisi ile Allah sevgisi aynı şey mi? Tabii ki kedimizi de çok seveceğiz. Az mı sevelim? Ne kadar az sevelim? Neyle ölçeceğiz bunu? Kusura bakma da böyle bir şey İslam'ın kutsal kitabı olan Kuran'da bir ayet olarak geçiyor mu? Bence geçmiyor. Yazmıyorsa zaten Allah böyle bir şey söylemiş olmaz mı? Ben zaten deist olarak dinlere, kitaplara inanmıyorum ama sen inanıyorsan, Allah'ın söylediği şeylerin hepsinin o kitapta yer alması gerekir.
    (devamı belki sığmaz burada kesiyorum Eşfacığım)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalaar:)
      Çoğunlukla kendini koruma gücü olmayan varlıklardan örnek vermişsin ben de o yüzden genel bir cevap yazacağım.
      Kötü insanların yaptıklarının ve onlara ses çıkarmayan adalet sistemimizin sorumluluğunu yaratıcıya yükleyemeyiz. Çünkü Allah (c. c.), daha altıyüzlü yıllarda Kur'an-ı Kerim'i indirerek bizim yaşam standartlarımızı, ödülleri, cezaları hem bu dünya için hem de ahiret için belirlemiş ve bildirmiş. Biz bu kurallara şeriat diyoruz. Maalesef ki günümüzde hiçbir devlet hiçbir toplum şeriatla yönetilmiyor. Eğer ki bir bebeğe tecavüz edecek zihniyetteki caniler id*m edilseydi, hayvana eziyet eden karakter yoksunlarına hakettikleri muamele gösterilseydi diğerleri de bu cezalardan ötürü korkarlar ve o masum canlara dokunamazlardı. Ama biz ne zaman şeriat desek sanki herkes a*ılacak k*silecekmiş gibi millet laik atak geçiriyor. Biz Allah'ın yasaları ile yönetilmediğimiz, kibirleriyle devlet yöneten birkaç siyasetçinin kıt akıllarıyla uydurduğu toplumun belirli kesiminin işine gelip zulme sebep olan bu yasalarla yönetildiğimiz sürece daha çok bebek, kadın ve hayvan k*atledilecek. Çünkü bunları yapanlara hak ettikleri cezaları vermek yerine içeri alıp besleyip birkaç yıl sonra geri sokağa salıyorlar. Hatta bazılarını (para babası ya da dayısı olanları) hiç rahatsız etmeden 'ya sen hadi devam et' der gibi görmezden geliyorlar. Dediğim gibi bunun sorumluluğu Allah'ın değil, bizimdir. Çünkü Allah zaten bizim için kurallar ve yasalar koymuş ama biz o kurallara uymak yerine kendi kendimize adeta bir bataklıktaymış gibi çırpınıp duruyoruz.
      Bir varlığı hâşa Allah'dan çok sevmek nasıl olur biliyor musun? Eğer ki ben biriyle muhabbet ederken, evcil hayvanımla vakit geçirirken vs. vs. namaz vaktini kaçırıyorsam, bir şeyleri bahane edip orucumu tutmuyorsam, çok severek yaptığım işten kazandığım para ile zekât - sadaka vermiyorsam, çok sevdiğim ama dinine bağlı olmayan arkadaşlarım ile haram olan yerlerde bulunuyor haram olan içecek yiyecekleri tüketiyorsam, birini çok seviyor Allah'a ibadet ederken huşuyu terk edip sürekli o kişiyi Allah'dan istiyorsam o varlıkları Allah'ın sevgisinin önüne koymuş oluyorum. Benim onlardan zarar görmem ise onların zarar görmesi demek değildir. Muhabbetinden keyif almayabilirim, hayvanımla geçirdiğim zaman tat vermeyebilir, yine arkadaşlarımla aram açılabilir, sevdiğim insan benden daha çok uzaklaşabilir ya da bana duygusal zarar verip gidebilir gibi gibi bunları da çoğaltabiliriz. Her gördüğümüz zararı ya da sevdiklerimizin gördüğü zararı da Allah'ın sevgisine yormaya gerek yoktur çünkü bir çok sebep olabilir. Hem de herkeste o kadar sabır olmadığını düşünürsek Allah herkesi dert verecek kadar sevmiyordur sanıyorum.
      Bir de evet seven sevdiğini kıskanır. Allah da sevdiği kulundan önce kendisine O'na yönelmesini sonra da diğer sevdiklerine zaman ayırmasın ister.
      Evet canım Allah'ın söylediği her şey Kur'an'da yazıyor. Biraz önce bahsettiğim kurallar da dahil bizim yürüyüşümüz, konuşma adabımız bile Kur'an da geçiyor. Okuyup öğrenmek gerek. Ben de yavaş yavaş okuyorum. Takıldığım konularda ayet ve hadis örneklerine bakıyorum. Gayet de faydasını görüyorum çok şükür. :)) Keşke herkes okusa, öğrense. Zira okumaya çok aç bir milletiz. :))

      Sil
  5. Devam ediyorum:)

    Eğer yanlış anlamadıysam Allah başımıza gelen kötülükleri biz mesela bebeğimizi çok sevdiğimiz için mi veriyor demek istiyorsun? Yani bir anne bebeğini çok seviyor, Allah da "Vay sen niye bebeğini çok sevdin?" diye kızıyor!!!! Bebeğe de öz dedesi tecavüz ediyor. Böyle mi düşünelim. Gazze'de olanların sebebi insanların o ölen insanları Allah'tan daha çok sevmesi mi? Böyle mi düşüneyim? O yüzden mi o çocuklar öldürüldü? Anneler o çocukları çok sevdi, Allah da kızdı Yahudilere onları öldürttü mü? Bu durumda o canilerin hiç suçu yok o zaman. Allah, öldürtmüş öyle mi düşüneceğiz?

    154. Maddeyi pek anlayamadım.
    Allah'ın sevgisiydi konumuz. Allah, kalplerimizdeki samimiyetimizi denemek için bizi savaşa mı sokuyor anlayamadım. Ya da Allah, insanların hakkında ölüm takdir etmiş, ölsünler istemiş mi? E, hani Allah hiçbir şeye müdahale etmiyordu? O insanlara müdahale etmiş ölsünler istemiş. Sebebi nedir onu da anlamadım samimiyetlerini test etmek için mi savaşa girsinler, ölsünler istemiş? Bu arada son cümledeki "Şeytanın vesvesesinden temizlemek" nasıl oluyor? Allah hani hiçbir şeye müdahale etmezdi? Gerçi, Allah şeytanın vesveselerini temizleyeceğine şeytanı yok etse daha iyi olmaz mıydı eğer varsa öyle bir şey (ben zaten şeytana filan da inanmıyorum deist olarak.)

    Neyse ne kadar uzun yazdıkça konu o kadar karmaşık oluyor sanki.
    Umarım kendimi ifade edebilmişimdir.
    Kal sağlıcakla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk paragrafına cevabı diğer yoruma verdiğim cevaptan alabilirsin. Zaten aynı konular, açıklaması da benim için aynı. :))
      Âli İmran suresi 154. ayetin açıklaması şöyledir:
      Bir savaş hâlinde Müslümanlar Allah'ın rızası için Allah'a güvenerek savaşmalıdır. Savaş öncesi savaştan kaçan ve savaşta yenildiği zaman 'Hani Allah bizim yardımcımızdı? ' diye şüpheye düşen insanlar böylelikle açığa çıkmış ve onlar gerçekten iman etmiyorlar demektir. Eğer ki her şeyimiz mükemmel olsaydı, hep mutlu olsaydık, hiç savaş ya da diğer kötü olaylar olmasaydı zaten herkes nefsine uygun olduğu için iman ederdi. Ama böyle kötü durumlar ve yenilgiler de yaşıyoruz ki gerçekten iman edenler belli olsun ve mücadele edenlere hem bu dünyada hem ahirette gerçek zafer verilsin.
      'Ölmelerini istemiş' demişsin, sanırım yanlış anladın. Hepimiz zaten bir gün öleceğiz ve ölüm vaktimiz belirlidir. O insanlar savaşta ölmeseydi bile başka bir sebepten ölüm zamanı geldiğinde ölecekti. Mesela yaşlı bir adam kalp krizi geçirebilirdi, bir yetişkin trafik kazası geçirebilirdi, bir bebeğin soluk borusuna süt kaçabilirdi, başka sebeplerden hastalık kaza gibi sebeplerden o insanlar zaten vakti geldiğinde ölecekti. Bazılarının ölüm vakti savaş anında geldiği için onların ölüm sebebi savaş olmuş. Yani ölüm sebebine (savaşa) takılıp bu sevdiğim insan neden öldü, Allah onu neden korumadı demek yanlıştır. O insan zaten o vakitte ölecekti.
      Bu ayeti eklemiş olmamın sebebi hem Filistin konusunun geçmiş olması hem de neden nefsimize ağır gelen kötü durumların içinde kaldığımızı anlatmış olmasıydı. Eğer ki benim açıklamam yeterli olmadıysa merakını gidermek için diyanetten ayetin tefsirini okuyabilirsin. Çok güzel açıklamışlar. Biraz da uzundu, ben buraya ekleyemedim. :)
      Şeytanın vesvesesinden kurtulmak ise Allah'ın bizi önemsemediği, sevmediği, bize yardım etmediği gibi düşüncelerden kurtulmaktır. Allah istese şeytanı yok ederdi, bilakis yaratan da O değil mi zaten? Ama burası sınav dünyası ve Allah bizi şeytanla da sınamak istemiş. Ayrıca şeytan sadece bizim görmediğimiz cinni şeytan dediğimiz varlık değildir. İnsanlar arasında da sürekli nifak çıkartan, her şeyin kötüsünü düşünüp karışıklığa sebep olan insi şeytanlar da vardır. Yani aslında kötü insanlardan, kalbi mühürlenen kişilerden bahsediyorum. Onlar kendileri kötü olmakla yetinmez o kötülüğü yayarlar. İman edenler var ki kalplerindeki iyiliği çiçek kokusu gibi yayarlar. Bir de iman etmeyenler var ki kötülüklerini çöplükten gelen pis kokular gibi yayarlar, o çöplüğün yakınında bulunduğu için artık o pis kokudan etkilenmeyen insanlar da o çöplükten biri olurlar. İşte vesvese böyle bir şeydir. Başta rahatsız etse de sen ondan uzaklaşmadıkça ısrarla sana bulaşır sen de zamanla ona alışırsın. Vesveseden kurtulmak da o çöplükteyken yol kenarından gelen çiçek kokusunu duyup o çiçeğin yanına gitmektir. Kendimce böyle bir benzetme yaptım, bence hoş oldu ne dersin? :))
      Evet bu konular uzun ve detaylı konulardır. Aslına bakılırsa anlaşılması da bir o kadar kolaydır. Elbette ki görüş ayrılığımız olacaktır ama aklın yolu bir. Hepimiz kötülerin cezalandırılmasını iyilerin güzel yaşamasını istiyoruz. Aradaki fark birimiz Allah'ın kurallarına, gerçek yasalara uymak istiyor birimiz de bilmiyorum gökten inecek bir yıldırım şimşek mi ya da daha gizli ulvi şeyleri mi kısaca mucize bekliyoruz. Asıl mucize insanın yaratılışı değil mi zaten? Her şeyi yapacak güce sahibiz her alanda gelişmişiz bir tek insanlığı unutmuşuz. Burda yaratıcının ne suçu var? Allah akıl vermiş, ilim vermiş, iki lokma ekmekle doyan nefsimize bol bol da nimetler ekinler meyveler vermiş. Bilmem belki de o nimetleri yedikçe azdık. Şöyle hepimizde tasmalar olsaydı, her şeyimizi kontrol etseydi de mi ne güzel olurdu. Kimse kimseye bulaşmazdı, zarar veremezdi. Ama o zaman da ya biz özgür değilsek neden yaşıyoruzcular ayağa kalkardı. Velhasıl insanı memnun etmek zor. Biz doğru olalım, doğruyu savunalım, etrafımıza da iyiliği yayan çiçekler olalım. Emin ol bize yeter.:))
      Kendine iyi bak...

      Sil
  6. Tekrar Merhaba, iyi geceler:)

    Cevabın için teşekkür ederim. :)

    "Seven korur" dediğim zaman, sen de "Evet, seven korur" demiştin. Allah'ın masum bir bebeği, masum herhangi bir canlıyı (insan olması gerekmez, bir kedi, bir at, bir koyun olabilir) neden korumadığı soruma ise üzülerek bir cevap alamadım:)

    Yazdığından sonuç olarak ben şunu anladım:
    Bir bebeğe tecavüz edebilecek zihniyette (ben buna sapık ,cani, sadist zihniyet diyorum)birini idam etmediğimiz için kötüler kötülük yapıyor bunun suçunu Allah'a yükleyemeyiz.
    Bunda sanırım mutabıkız.
    Şimdi zaten kötülerin kötülüklerinden kötülerin kendisi sorumludur. Allah niye sorumlu olsun? Bunu tartışmıyoruz bile.
    Kötülere idam cezası verince, başkası sence kötülük yapmaz mı? Yıllar öncesine kadar ülkemizde idam cezası vardı.
    Dünyanın pek çok ülkesinde de vardı.
    Şu anda da mesela ABD'de, başka pek çok ülkede idam cezası var.
    Bu kötüleri engellemiyordu. Yapan yine kötülük yapıyordu.
    Peki Allah niye bir bebeği, bir kediyi korumuyor?
    Hani seviyordu?
    Bizi seviyor ama korumuyor. Ben onu sormuştum.

    Neyse gece gece fazla uzun yazmayayım.:)
    İyi geceler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı geceler diliyorum :)
      Ne demek rica ederim. Ben bildiğim kadar cevaplamaya çalıştım.
      Şimdi bu id*m konusu basit bir konu değil. Onun da kendi içinde belirli kuralları, yargılama süreci vardır. Bunlar da yine belirli ve ehil kişilerin vicdanî kararlarıyla bütün olan bir konudur. ABD'de ya da kısa bir zaman öncesinde kadar Türkiye'de olan usullerin İslam'a uygun olmadığı çok açıktır. Daha eskiye gidersek Osmanlı döneminde gerçek şeriat vardı ve ben o günden bugüne aktarılan bir tecavüz ya da masumlara katliamla ilgili bir haber duymadım. Aksine herkesin barış ve huzur içinde yaşadığını, haklının hakkının verildiğini, hak yiyenin cezasının kesildiğini de tarihten biliyoruz. O dönemlerde Kanunî Sultan Süleyman karıncayı incittiği için bile hocaya danışmış, hoca ise gerçekten doğru olanı yaparak karınca lehine cevap vermiş. Yani o kadar ince detayları düşünen, o kadar zarif bir dinimiz var. Farkında olup şükretmek lazım. Evet bu yaptırımlar bütün kötüleri engellemez belki ama büyük oranda çoğu cahil cesaretli kötüyü ciddi anlamda engellerdi.
      O kadar sohbetin ardından hiçbir soruna yanıt almamış olman da iletişim kaynaklı bir sorun mu bilmiyorum. Sohbetimizden belirli cümleleri seçip aldığımızda; bu dünyanın sınav dünyası olduğu, iyilerin ve kötülerin bu dünyada değilse de ahirette yaptıklarının karşılığını alacaklarını anlıyoruz aslında. Bir bebek, bir hayvan ya da başka masum bir canlı bu dünyada yaşadığı kötülüğün karşılığını ahirette Allah'ın rahmeti ile bulacaktır.
      Hakikâtin önündeki engellere takılmadan hakikâti görmek gerek. İnancın temel kurallarına hesap günü geldiğinde Allah'ın (c.c.), yapılan her iyiliğin ve kötülüğün karşılığını vereceğine inanmak da dahildir.
      Ne demek, uzun yazsan da problem değil benim için.
      Eğer ki benim dilim karışık geldiyse, bu konulardan bahseden bir internet sayfası buldum. Biraz okudum hoşuma gitti. Senin için yazımın sonuna ekleyeceğim. Müsait oldukça okursun umarım.
      Sana da iyi geceler. :)

      Sil
  7. Günaydıııınnn:)))
    Haklısın. O kadar sohbet ettik ama ben soruma yanıt alamadım.:) iletişim kaynaklı olduğunu düşünmüyorum; çünkü elinden geldiğince bildiklerini yazmaya çalıştığının farkındayım. Fakat yazdıkların sorumu tatmin edecek yanıtlar değiller

    Onun için ben çok basitleştireyim.

    Soru neydi?

    Allah niye bir bebeğe, bir kediye kötülük yapılırken onları korumuyor? Seyrediyor? Seven korur.

    Şimdi yine basitleştirerek senin verdiğin yanıtları (sebepleri) yazıyorum:
    1) Kişinin zorlukla mücadele etmesine izin verir.
    2) Müdahale etmez acılar bizi daha güçlü kılar
    3) Bizi test etmek için müdahale etmez
    4) Şeriatla yönetilmediğimiz için kötülükler oluyor
    5) Bir bebek, bir canlı öldürülünce, ahirette kötülüğün karşılığını alacak.

    Dolayısıyla Eşfacığım şimdi bu 5 yanıt neden soruma cevap olmadığını yazıyorum ki, beni anla.
    1) Bebek ve kedi için bu madde geçerli olamaz; çünkü bebek ve kedi kendini koruyacak güçte değildir.
    2) Bu da 1. Madde gibi bebek ve kedi için geçerli olamaz. Bebeğe veya kediye yapılan kötülük onları güçlendirmez; öldürür.
    3) Bebeğin veya kedinin neyini test edecek ki yaratıcı?
    4) Şeriatla yönetilsek de kötülükler olur. Taş devrinden kalan insan iskeletini antropologlar, adli tıp uzmanları inceliyor ve taş devrinde bir çocuğun mızrakla kafatasının delinerek öldürüldüğünü anlıyor. Yani her devirde kötülük vardı.
    5) Bir bebek, bir kedi yaşadığı kötülüğün karşılığını ahirette alacak. Demek ki, Allah, yaşarken bir bebeği, bir kediyi korumayacak. Yine başa döndük. Peki niye korumayacak?

    Ne kadar kısa yazarsam o kadar net olur diye hep düşünürüm. Umarım kendimi ifade edebilmişimdir. :)
    Güzel bir yeni gün diliyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlaar :))
      Basitleştirmiş olman iyi olmuş tabiiki ama yanıtlarımın çoğu aynı kalacak. Birkaç farklı bakış açısı sunacağım sadece.
      1,2,3. maddelerde sınava tabii tutulan masum olanlar değil, kötülüğü yapanlardır. İyilik ve kötülük arasındaki seçimlerini kötülükten yana kullanmışlardır. Böylece sınavlarını kaybetmişlerdir. Evet, masumlar da bu sefer yine zarar görmüş oldu. Onların zararı nasıl karşılanacak? Onlar da bunların karşılığını ahirette, bu birkaç saniyelik hayatın aksine sonsuz olan hayatlarında alacaklar ve acılarından kurtulacaklardır. Bu dünyada yediden yetmişe herkesin çektiği acılar vardır. Bazıları imtihandır, bazıları da Allah'ın o kullarına ahirette yaşatacağı güzel hayatın anahtarıdır.
      Şeriat konusunda dediğim gibi, bütün kötülükleri bitirecek değildir ama büyük oranda azaltacağından eminim. Ayrıca da bu dünyada da kötüleri cezalandırmanın en makul yoludur.
      Evet, Allah bu dünyaya mümkün olduğunca müdahale etmez. Çünkü kötülük ve iyiliği birlikte yaratmıştır. Başa dönüyoruz ve diyorum ki her şeyin karşılığını ahirette alacağız. Senin bunu kabullenmeme sebebin belki de ahiret inancının olmamasıdır. Bizi sabırlı kılan ve hayata tutunmamıza yardımcı olan bir inançtır ahiret inancı. İslam'dan önce Kut inancımızda bile ahirete inanmışız çünkü gerçekten çok güçlü bir inançtır. Bunu bilerek yaşayınca biraz daha sakin kalabiliyoruz. Düşünsene bunca şey yaşıyoruz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi ölüp gidecek miyiz gerçekten? Bütün bunların bir sonucu karşılığı olmalı değil mi? O sonuç ve karşılık da bizim için ahirettir. Biraz da böyle düşününce daha iyi olur bence.
      İyi günler dilerim. :)

      Sil
    2. Merhaba Tekrar, iyi akşamlar:))
      Ben kabulleniyorum. Allah kimseyi korumuyor.
      Sanırım bunu sen de kabullendin artık:))))müdahale etmemesi korumaması demek zaten. Ahiret olsun, olmasın benim sorum o değil; konunun dışında. Ben sadece Allah'ın bir bebeği, bir kediyi bile korumadığını biliyorum, kabulleniyorum da...zaten yapacak bir şey yok, yalvarsam da korumuyor işte....korumadığına göre ilgilenmiyor da...sanırım artık sen de bunu anlamışsındır; çünkü Allah koruyor diyemiyorsun. Kötülüğü Allah yarattıysa o da tuhaf. O zaman yaratmasaydı kötülüğü. Mesela ben sayfamda Tanrı olsaydınız ne yapardınız? diye bir soru sormuştum ve blog arkadaşlarımdan deeptone "İnsanlardaki kötülük düşüncesini yok ederdim" diye cevap vermişti. Ne güzel.
      En azından artık bu konuyu daha fazla tartışmaya gerek kalmadı. :)))))ölünce bilmiyorum ya senin dediğin gibi başka bir boyuta geçeceğiz belki o zaman cevapları alacağız, belki de hiçbir şey olmayacak o zaman da en azından bu dünyadaki acılarımız ve başkalarının acılarını izlememizin verdiği üzüntülerimiz sona ermiş olacak...en korktuğum şey ölüp yeniden bu dünyaya gelmek aman Allah korusun:)))))hani reenkarnasyon filan olmasın. Bu dünyaya bir kez daha katlanmak mı? Dağlara...taşlara:))
      Neyse böylece bu karmaşık konuyu bitirmiş olduk diye düşünüyorum.
      İyi geceler:)))

      Sil
    3. İyi akşamlar:))
      Ben Allah'ın korumadığını kabul etmiyorum. Yanlış anlamışsın. Ben Allah'a samimi bir imanla bağlıyım ve adaletine güveniyorum. Bebekler, hayvanlar, bitkiler, akıl sağlığı olmayan insanlar, bütün masum varlıklar bizim gibi akıl sahibi insanlara emanettir. Biz birbirimize iyilik yapmalıyız. Kötülüğü tercih eden de ahirette azap çekecektir. Gerektiğinde Allah müdahale de ediyor. Müdahale etmemesinde de bizim bilmediğimiz mantıklı ve hayırlı sebepler vardır. Korunmadığını düşündüğün masumlar kadar Allah'ın koruması ile hayata tutunanlar da var. Nerden bakarsak ordan görürüz. Tarihte bunun örneği vardır. Mesela Musa peygamber bebekken firavun bütün erkek bebeklerin öldürülmesini istemiş buna rağmen Allah'ın koruması ile Musa peygamber yaşamıştır. Bu ilk aklıma gelen bildiğim bir olay. Araştırırsak daha çok olay da buluruz bence.
      Ne kadar yalvarsam da Allah korumuyor, demişsin. Bunu gerçekten inanarak mı söyledin yoksa diğer insanları mı örnek verdin bilmiyorum. Ben ve benim gibi samimi olarak Allah'a yönelen insanları Allah'ın koruduğunu ben birçok kez gördüm. Benim gözüme zarar gibi görünen şeylerin ilerleyen zamanda benim için iyi olduğunu da gördüm. Biz o masum canlara üzülüyoruz evet ama belki de onlar için öylesi hayırlıdır. Baksana sen bu dünyadan nefret etmişsin. Allah, onlar çok acı çekmesin diye erkenden yanına almış mesela. Bu konular uzadıkça uzar. Biz ortak bir noktada buluşamayız çünkü inançlarımız farklı. Herkes de kendi inandığını savunur.
      İşin özü aslında samimi bir kalp ve samimi bir iman. Allah kötülüğü yaratmak istemese yaratmazdı zaten ki kötülüğün olmadığı bir yer de var, cennet. Bu dünyada iyiliği seçenler ve Allah'a gerçekten inananlar cennete gidecek inşallah.
      Hâşa bizler tanrı değiliz, olmayı hayal bile etmeniz yanlış. Önce acizliğimizi kabul etmek lazım. Kötülüğün çıkış noktası da zaten aciz olduğunu kabul etmeyerek böbürlenmek, kibirlenmektir.
      Ben açıkçası bu dünyaya tekrar gelmekten değil de cehenneme gidip sonsuz azap çekmekten daha çok korkuyorum. Bu dünyaya tekrar gelsem, daha erken başlardım namaza. Çünkü ne zaman Allah'a yönelsem huzur buluyorum. Ben basit bir örneğim. Dediğim gibi işin özü samimi bir imanda.
      İnanmayan ve inanan iki insan olarak tek ortak noktamızın bu dünyada yaşamak olduğunu anlamış olduk. Çünkü yaşam tarzımız, hayata bakışımız bambaşka. Benzer bile değil. Yanlış anlama, yargılamıyorum. Neden bir sonuca varamadığımızın sebebi bu bence. Onun için söyledim.
      Güle gülee :)))

      Sil
  8. Günaydııınnn:)))
    Evet Eşfacığım hayata bakış açımız bambaşka ve bu konuda anlaşamayacağız:))olsun illa her konuda anlaşacağız diye bir kural yok. :)
    Mesela Firavun tüm erkek bebekleri öldürmüş ama Allah, bir tanesini korumuş diyorsun. E, diğer bebekleri niye korumamış onlara yazık değil mi? Anaları, babaları ömür boyu acı çekecekler. Ben, 1 yıl 6 ay oldu hâlâ kedimin yani Bücürük'ümün acısını unutmadım. Dün yine hep ağladım. Çok özledim çünkü. Bir de o bebeklerin annelerini düşün.
    Neyse....bu işin içinden ikimiz de çıkamayız. Yok, yok yanlış anlamadım. Farklı fikirlere sahibiz ne de olsa.
    Cehenneme gitmekten de korkma bence, kötü insanlar korksun sen niye korkacaksın ki.
    Tekrar hoşça kal:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalaarrr:))
      Tabii her konuda anlaşacak değiliz. Yine birbirimizi kırmadan konuyu tatlıya bağlamış olmak bizim kârımız olsun.
      İşte dediğim gibi geride kalan annelerin yaşadığı acılar, senin kedin için benim de kuşum için yaşadığım üzüntümüz bizim sınavlarımız. Her gözyaşımda Allah'a sığınıyorum ki acım hafiflesin. Ve ahirette kuşumla yeniden karşılaştığımı onunla tekrar oyunlar oynadığımı, gelip yine omzuma konup güzel sesiyle öttüğünü hayal ediyorum mesela. Ben hayatın acısını dindirmenin yolunu dinime bağlanarak buldum diğer birçok insan gibi. İnşallah sen de birgün bulursun acılarını hafifletecek doğru yolu.
      Yanlış anlamamana sevindim. İyi bir insan olduğumu düşünmen de ayrıca mutlu etti.
      Sen de hoşçakal. :)))

      Sil
  9. Merhaba:)
    Yeni bir kuş alsana Eşfâcığım. Ben yeni bir kedi çok isterdim, resmen canım kedi çekiyor... özellikle tıpkı Bücürük'ü 16 yıl 6 ay önce sokakta bulduğum gibi böyle 1 aylık, 2 aylık kedi ama yaşım 67 ve iki ay sonra 68 olacak. Ona bakacak ömrüm olmayabilir ve yoruldum da o yüzden bağrıma taş bastım yeni bir kedim olsa bu kadar çok ağlamam...ama sen tahminim gençsin, yeni bir kuş daha al bence. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bir kuş almayı şimdilik istemiyorum maalesef. Belki ilerleyen zamanlarda yeni bir dost edinirim.
      Yeni yaşını şimdiden kutluyorum. Kimin ne kadar yaşayacağını Allah bilir. Belli mi olur belki sen daha uzun yaşarsın. Yani bir kedicik daha sahiplenmen için ben bir engel göremiyorum. Bakımını yapacak gücün varsa bence düşünebilirsin.

      Sil
    2. Çok teşekkür ediyorum.
      Doğru kim ne kadar yaşar bilinmez. 2026'dan önce yani 68 olmadan önce bu dünyadan gitmeyi çok istiyor bir yanım. Bakalım hayat ne gösterecek. Bakımını şu anda yaparım ama 16 yıl, 18 yıl, 20 yıl yaşayan kedi var ve ben de yaşlanınca ne olur bilemediğim için alamıyorum. Hoşçakal.
      İyi bir hafta sonu dilerim.

      Sil

Yorum Gönder

Yorumlarınız kendimi geliştirmeme yardımcı olacaktır. :)

En Çok Okunanlar

FAZILCA

TUTAMAM MISRALARI - Yazarsın...

TUTAMAM MISRALARI - Son Damla

Onulmaz Aşk

TUTAMAM MISRALARI - Önsöz

SIRADAKİ ŞARKI ÖLÜM DANSI #R

Duydunuz mu¿

TUTAMAM MISRALARI - Nazire

Erciyes'in Karı Erimesin

Herkese İnat