Uyku Felci
27/03/2026 (03:44-04:26)
Rüya âleminde ilk keskin deneyimlerim uyku felçleri ile başladı. Halk arasında karabasan olarak bilinir. Rüyada bağırırsın, sesin çıkmaz. Uyanacak olursun; hareket edemez, konuşamazsın. Uyanırken halüsinasyonlar görürsün. Asıl sebebinin sabaha karşı kan dolaşımının yavaşlaması ya da vitamin eksikliği olduğu söylense de bana hem günün her vakti oluyordu hem de o dönem hiçbir sağlık sorunum yoktu.
Henüz liseye yeni başladığım dönemde sabah ezanlarına kadar uyuyamıyordum. Rüyalara alışkındım ama uyku felci hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Uzunca bir süre geceleri uyku uyuyamadım. Kardeşlerimin benimle uğraşması, odaya kısa boylu tuhaf yaratıkların girmesi, zorla birilerinin üzerimi açması ya da beni gıdıklaması gibi halüsinasyonlar eşlik etti. Bir arabayla kaçırıldığım ve bağıramadığım, sürekli beni kovalayan yaşlı kadınlar, benim yokuş aşağı her an düşüp yuvarlanacak gibi koştuğum rüyalar uyumaktan korkmama sebep olmuştu. Sabaha kadar televizyon izleyerek uyanık kalıyordum. Es kaza uyursam zaten art arda geçirdiğim uyku felçleri beni hemen uyandırıyordu. Uyumamak için kendimi kastığımdan sebep de vücudumda kramplar başlamıştı. Rahat rahat uyuduğum dönemlerde stresle uykuya daldığımdan ani bacak kramplarıyla yataktan fırlıyordum. Uyku uyumak artık benim için bir işkence olmuştu.
Kentsel dönüşüm sebebiyle yıkılacak evimizden bir üst sokağa taşındık. Bakımsız evi tamir ettirip oturduk ve lavaboyla banyonun olduğu koridordaki balkonlu odaya ben ve kardeşlerim yerleştik. Odadan çıkınca tam karşıda, lavabonun önünde bir boy aynası vardır. Girip çıkarken istemsizce bakmak zorunda kalırsın. Yine uyku felçlerim devam ederken okul yorgunluğuyla da derin uyku uyumuşum. Bir telaşla korkarak uyandım, gidip yüzümü yıkamak istedim. Boy aynasında kendimi gördüm. Sonra başka bir şeyin dikkatle beni incelediğini, doğrudan gözümün içine baktığını gördüm. Bağırarak yatağa gittim. "Bendim ama ben değildim" diye sayıklarken annem geldi. Gözümü açtım, etrafa baktım. Sanki gerçekten biraz önce yataktan kalkmıştım ve koşarak dönmüştüm. Aynı zamanda da sadece rüya görmüştüm. Çok karışık, gerçek mi değil mi hâlâ anlayamadığım bir şeydi. Sonrasında yine televizyon karşısında sabahı bulmuştum.
Birkaç gün sonrasında yine uykusuzluktan vücudum kitlenip uykuya dalmışım. Ders masam başucumda solda, yatağım köşede ve kapıya yakındı. Kapı ayak ucumda sağda kalıyordu. Odamda ders masama oturduğum krem ve mor döşemeli deri bir sandalye vardı. O sandalye ya başucumda dururdu ya da kapının hemen önüne koyardık ki ayak altında yer kaplamasın. Tam uyku felci geçirirken yaşlı bir adamın halüsinasyonunu gördüm. Elinde bir bastonla, bahsettiğim mor sandalyede, ayak ucumda oturuyordu. O sandalyeyi hiç oraya koymadığımı çok iyi hatırlıyordum. Bu adamı da hayatımda hiç görmediğimden emindim. Zayıf, orta boylu, gözleri nokta gibiydi. Dosdoğru bana bakıyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Gözünü bir kez olsun kırpmadı. Ben de uyku felcim geçer geçmez çığlık atmaya başlayıp herkesi başıma topladım. Sandalye adamın oturduğu yerde değil kapının önündeydi. O gece de büyük ihtimalle saat 3 den sonra uyku uyumadım. Saatlerce ağladım. Gözüm yüzüm şişmiş hâlde en arka sırada ders dinledim. Hayat kalitem git gide düşüyordu. Ben de akışta sürükleniyordum.
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız kendimi geliştirmeme yardımcı olacaktır. :)