24 Aralık 2024 Salı

Biri Var

24/12/2024 (02:17-02:22)

       Akşam, arkadaşım bana bir gönderi attı. Şöyle yazıyor: "Senin aradığın da seni arıyor". Biraz önce de neyle karşılaşacağımdan habersiz galerimi temizlemeye başladım. Aklıma yazacak bir şey geldiğinde, yakınımda kağıt kalem de olmadığında telefon ekranını SS alıp görüntü üzerine yazıyorum. Bunlar galerimde birikiyor, bazen kağıda dökmeyi unutuyorum. Bu şekilde birçok yazımı buldum yine. Bazılarının birbiriyle ve arkadaşımın gönderdiği sözle benzerliği dikkatimi çekti. Sizle de paylaşmak istedim:

03/02/2022 (23:13)

Birini bekliyorum 
Ansızın çıkıp gelsin
Ben çekip gitmeden
Gözlerinde çocukluğum 
Avuçlarında masumiyetim olsun...

17/08/2022 (17:29-17:34)

       Biri var özlenen, biri var ellerimin arasından kayıp giden, biri var her dakika her salise aklımı başımdan alan, biri var burdaymış gibi, biri var sebebini bilmediğim mutluluklarda, biri var varla yok arasında, biri var şimdi derin yalnızlıklarda, biri var bir gün sonsuzluk olacak yürüdüğü toprakta...

07/09/2022 (15:23-15:26) 

       Tanımadığım bir insanın hasreti var içimde. Tanımadığım, henüz hayatıma girmemiş, gelse bütün düzenimi değiştirecek, yeni bir benle tanışmama sebep olacak biri. Kim bilir şu an nerde, ne yapıyor? O da beni düşünüyor mudur? Kim olduğunu bile bilmediği bana hasret duyuyor mudur? Bekliyor mudur beni?

23/09/2022 (11:43-11:45)

       Biri var rüyalarımı ele geçiren. Adını bilmiyorum, sesini bilmiyorum, kokusunu bilmiyorum... Daha önce görmedim yüzünü, çok yabancı ama bir o kadar tanıdık hissettirdikleri...



4 Aralık 2024 Çarşamba

☝🏻

 اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ﴿6﴾
صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ﴿7﴾

6-7. Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
(Fâtiha, 1/6)


ثُمَّ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاۜ كُلَّمَا جَٓاءَ اُمَّةً رَسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَاَتْبَعْنَا بَعْضَهُمْ بَعْضاً وَجَعَلْنَاهُمْ اَحَاد۪يثَۚ فَبُعْداً لِقَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿44﴾

44. Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helâk ettik ve onları birer ibretli hikâye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!
(Mü'minûn, 23/44)

Elif,Lâm,Mîm,Nûn

Büyük işler yapamamakla yargılayıp küçümsüyorlar
Hiçbir işi tam yapamamakla suçluyorlar
Büyük hayallerimden vazgeçtiğim için 
Vazgeçmek zorunda olduğum için 
Alaya alıyorlar
Yeni yollar bulmak için çırpındığım zamanları bilmiyorlar
Bilmiyorlar hayatımı mahvolmaktan kurtarmak için bir çocukluk bir gençlik astığımı 
Sadece
Ve sadece yargılıyor aşağılıyorlar
Hiçbir işe yaramayan egolarıyla çok güzel işler yaptıklarını düşünüp üstünlük kurmaya çalışıyorlar
Bilmiyorlar
Onlara küçük görünen işlerim 
Benim büyük başkaldırışlarımın sonucu
Onların daha istemeden önlerine sunulan fırsatların yarısı 
Benim çabalarıma rağmen kazandığımdan daha fazla

Bilmiyorlar...

Onların boşa yaşadıkları hayatta
Ben bir anlam arayıp tutundum
Onların ölümden korktuğu anlarda
Ben yaşamak için sebepler aradım 
Ben yaşamın ötesine geçip 
Kaderimle savaştım 
Kara bahtımla boyanan duvarları 
Aşmak için çelik zırhlar kuşandım
Ben 
Benliğinden uzak tutulmaya çalışılan bir kız çocuğu 
Cinsiyetine yabancı 
Yorgun bir hancı 
İçimde ağırladım 
En soğuk yazları 
Dudağımda nağmeler 
Kıskandırırım ilkbaharı
Benim, sonbaharın karın ağrısı 
Benim, gök yarılınca akan gözyaşı 
Benim, asırlarca batık kalan geminin forsası
Benim, kaybolan bir ömrün pusulası 
Benim...
Ben yitip giden hayatların faturası 
Ağır gelirim mezara
Yaralarım kuşları 
Ben kazanılan bir imanın mum ışığı 
Aydınlatırım hâlâ kendimden başkasını
Küsüp çatılan kaşlarımı 
Parlayan gözüm üstüne mıhlayanım
Gülmeyi unutan bu yüzüme 
Bir dargın bir barışığım
Yaralı dizlerim bir el değer iyileşir de
Çiçeklenir yine yaşanmamış yaşlarım
Kerahatte eğilen garip başım 
Akşam olur huzur bulur
Her secdede sicim gibi yaşlarım 
Geceye kalmaz diner elbet sancım
Elif, Lâm, Mîm, Nûn...
Çirkinliği görmesin eğilsin onurlu başım
Andım olsun eğri yolda dik duracağım
Köprüyü geçmeye son iki adım 
Andım olsun sırata sabrımla yanacağım
Bu dünyanın acısını
Ahirette soracağım 
Susup susup kalbimi kesen sözleri 
Kevser'de yıkayacağım
Bu dünya sizde kalsın 
Ben sonsuzlukta şahlanacağım
...
03/12/2024 (23:46-23:58)
04/12/2024 (00:00-00:04-00:22-00:23)




30 Kasım 2024 Cumartesi

İslam Dini-Alimler-Bilim

Blog arkadaşım Bücürük ve Ben' in yazısına cevabım. 

       İlk söylemek istediğim, daha önceki yazınızda da denk geldiğim konu, birkaç delinin ya da belki deli taklidi yapan tek amaçları dikkat toplamak insanları yanıltmak olan ucuz kişileri örnek göstererek tüm Müslümanları yargılıyor oluşunuz. Bu tıpkı "Ben gelecekten geldim." diyen delileri bizim örnek gösterip de materyalistler sonunda kafayı yedi dememiz gibi bir şey. Bakın bu insanlar dinlerini bilmiyorlar, din adamları delidir diye gösterdiğiniz insanlar belki de gerçekten öyledir, tıpkı sizin gelecekten gelen delileriniz ve popüler kültüre sorgulamadan ayak uyduran materyalistleriniz gibi. Yani birkaç deliye aldanıp onların şekil olarak benzediği bir topluluğu yargılamak pek de mantıklı bir tutum olmuyor. Hangi din adamı bilimle uğraşmış diye soruyorsunuz, üstelik dincileri araştırmamak ve öğrenmemekle suçluyorsunuz. Fakat siz gerçekten araştırmış olsaydınız böyle bir soruyu soramazdınız. Ama merak etmeyin ben sizin için sadece birkaçını, internette bile araştırma yapınca karşınıza çıkacak ilk bilgileri, derledim. ☺️ Bakın müslüman bilim insanları neler yapmış.

• Wright Kardeşlerin ilk uçma denemesinden 1000 yıl kadar önce 852 yılında Abbas İbn Firnas adlı bir Arap Cordoba'daki Ulucaminin minaresinden tahtadan kanatlarla atladı. 875 yılında 70 yaşındayken bu kez ipek ve kartal tüylerinden yaptığı kanatlarla bir uçurumdan atladı. 10 dakika kadar havada kalmayı başardı.

- İlk uçağı yapan da Ebu Firnas'dır.

• Düz hareketi döner harekete çeviren mil sistemi de ilk kez bir İslam bilgini olan El Cezeri tarafından geliştirilmiş ve içten ateşli motorun icadına kadar tüm dünyadaki mekanik cihazların temel presibini oluşturmuştur.

• Dünyada bugün kullanılan cerrahi aletlerin tümünün nihai dizaynları Endülüs Emevilerinden El Zehravi'ye aittir. Neşter, kemik testereleri, göz ameliyatı makaslarının da aralarında bulunduğu 200 cerrahi alet modern tıpta da kullanılır.

• İlk aşı da İslam dünyasında geliştirildi. Çiçek aşısının Avrupa'da kullanılmasından 50 yıl önce Osmanlı'daki çocuklar çiçek hastalığına karşı aşılanıyordu.

• Antik Yunan'da insanlar gözümüzden ışınların çıktığını ve bu sayede görebildiğimizi düşünürdü. Dünyada ilk kez ışığın göz içine girerek kırılması sonucunda dünyayı gördüğünü keşfeden 10. yüzyılda yaşamış bir Müslüman alim olan İbni Haytam'dı. Karanlık odayı ve ışık oyunlarıyla görüntü elde etmeyi ilk olarak İbni Haytam keşfetmişti.

• Satrancın bugün oynanan formu ilk kez İran'da geliştirildi ve buradan Batıya yayıldı. 10. yüzyılda İspanyollar Emeviler aracılığıyla satrançla tanıştı.

• Kubbe ve kemer şeklindeki yapılar İslam mimarisinin ürünüdür. Özellikle kubbe mimarisi konusundaki teknikler Avrupa'ya İslam bilginleri aracılığıyla taşınmıştır.İngiltere Kralı V Henry'nin sarayının mimarı da bir Müslümandı.

• Rüzgar değirmeni ilk olarak İran'da keşfedilmiş ve Arap ülkelerinde de geliştirilmiştir. Avrupa'da ilk rüzgar değirmeni bundan tam 500 yıl sonra kullanılmaya başlamıştır.

       Dediğim gibi bunlar sadece birkaç örnek. Araştırdığımız zaman karşımıza çıkması muhtemel. 

       Bunlardan da ÖNEMLİ söylemek istediğim diğer konu:

       Bilim dünyasında keşfedilmiş, çığır açmış yenilikler, belki yeni keşfedilenler ya da henüz keşfedilmemiş olanlar bize 7. yüzyılda Hz. Muhammed aracılığı ile indirilen, Allah'ın ilk emri "Oku!" - اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ 1 Yaratan Rabbinin adıyla oku!"(Alak-1.ayet)-  ayeti olan Kur'an-ı Kerim'de bildirilmiş. İnsanların aya çıkacağı, gezegenlerin hareketleri-yörüngeleri, evrenin varoluşu ve yokoluşu, yeryüzünde ve gökyüzünde yaratılmış olan canlı cansız bütün varlıkların özellikleri... Hepsi Kur'an'da anlatılmış. Ben bunlar için de size birkaç örnek yazayım. ☺️

• Zâriyât, 51/47

وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ ﴿47﴾

47. Göğü kudretimizle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz.

(Evrenin genişlemesi 7. yy. da Kur'an'da bize bildirildi.)

• Bakara / 29. Ayet

هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعًا ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra semâya yönelip onları yedi kat gök olarak tastamam tanzîm eden O’dur. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

- (Mülk, 67/3)

اَلَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۜ مَا تَرٰى ف۪ي خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍۜ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ﴿3﴾

3. O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?

(Gökyüzünün yedi katmanı 7. yy. da bize bildirildi.)

• Yâsîn, 36/38

وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۜ ﴿38﴾

38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.

(Yüzyıllardır güneşin sabit durduğunu, diğer gezegenlerin onun etrafında yörüngelerini takip ettiğini düşünüyorduk ama güneş de diğer gezegenlerle birlikte, dümdüz bir yörüngede tek yöne hareket ediyormuş. Bu da 7. yy. da bize bildirildi.)

• (İnşikak Suresi, 18-19. Ayet)

وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ ﴿18﴾

لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَنْ طَبَقٍۜ ﴿19﴾

"Ve dolunay haline geldiği zaman Ay. Siz gerçekten tabakadan tabakaya binip geçeceksiniz. "

(Geçmişten beri insanlık uzay hakkında daha detaylı bilgi edinmek için araştırmalar yapmakta ve uzaya çıkma girişimlerinde bulunmaktadır. Bu ayet, bir araç ile Dünya’dan Ay’a yolculuk yapılabileceğini vurgular. Ay'a yolculuk da bize 7. yy. da haber verildi.)

•✨ En'âm / 101. Ayet

بَد۪يعُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَنّٰى يَكُونُ لَهُ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُنْ لَهُ صَاحِبَةٌۜ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ

"O, gökleri ve yeri hiç yoktan, eşsiz ve benzersiz şekilde yaratandır. Eşi olmadığı halde O’nun nasıl çocuğu olabilir ki? Her şeyi O yaratmıştır ve O her şeyi hakkıyla bilendir."

       Bu ayet benim için EN ÖNEMLİ olanı. Çünkü Allah'ın yoktan var etme gücünden bahsediyor. Bilim insanları var olanlar üzerinde çalışmalar yapar; keşfederler, bir maddeyi farklı bir maddeye dönüştürürler. Fizikte ilk öğretilen, ilkokul çocuklarının bile bildiği bir kural vardır 'Hiçbir madde yoktan var olamaz, varken de yok olamaz. Yalnızca farklı bir maddeye dönüşür." O halde evren nasıl oluştu ve nasıl yok olacak? Bunun tek mantıklı açıklaması bütün bunların üzerinde, noksanlıklardan uzak olan yaratıcı bir gücün varlığıdır. Yani sizin materyalistler dalga geçtikleri yaratıcının yoktan var ettiği maddeler üzerinde çalışıyorlar. Bunlar için yıllarını harcıyorlar. İyi de yapıyorlar. Ama inkar etmeleri, büyüklük taslamaları kendileri aleyhinedir.

       Son olarak örnek vereceğim, EVRENİN SONU hakkındaki ayetler de şöyle:

• Enbiyâ, 21/104

يَوْمَ نَطْوِي السَّمَٓاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِۜ كَمَا بَدَأْنَٓا اَوَّلَ خَلْقٍ نُع۪يدُهُۜ وَعْداً عَلَيْنَاۜ اِنَّا كُنَّا فَاعِل۪ينَ ﴿104﴾

104. Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün. Başlangıçta ilk yaratmayı nasıl yaptıysak, -üzerimize aldığımız bir vaad olarak- onu yine yapacağız. Biz bunu muhakkak yapacağız.

• Nahl, 16/77

وَلِلّٰهِ غَيْبُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ اَوْ هُوَ اَقْرَبُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ﴿77﴾

77. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

(Evren, bir gün bu genişlemesini durduracak ve büyük bir hızla evrendeki maddelerin yarattığı kütleçekim etkisiyle kendi içine çökecek. Yani Evren'deki her şey 13,8 milyar yıl önceki halini alacak ve yeni bir Büyük Patlama tekilliği oluşacak. Evrenin yok oluş teorisi de 7. yy. da bize söylendi.)

       Bu cevabımı başka söze gerek kalmadan yine bir ayet ile bitirmek istiyorum. 💕

• Mü'min / 62. Ayet

ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍۢ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۘ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ

İşte Rabbiniz olan Allah budur. O, her şeyin yaratıcısıdır. O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da O’ndan yüz çevirip yanlış yollara düşüyorsunuz?

27 Kasım 2024 Çarşamba

M.S.K.


Bahçenin sahibine...

Bir çiçeğin yaprağından süzülen damlalarız
Bizimle sulanacak koca çınarın kökleri 

Toprak kokusunda bekliyoruz 
Filizlenip yeşereceğimiz mevsimi 

Ellerinden dünyaya açılan kapıdayız 
Dört nala koşacağız yedi iklime 

Senden öğrendiklerimizle devam ediyoruz 
Emekleyerek başladığımız yolculuğa 
Senden öğrendiklerimizle tamamlanıyoruz 
Hayata atılmadan önce son durakta 

Ceketin iliklenen düğmesinden 
Ayağa kaalkmaktan ötedeymiş saygı 
Gözden uzakta da doğru kalabilmekmiş 

Çalıştığım için değilmiş değerim 
Başarısızlığımdan değilmiş düşüşlerim 
Sevmek sevilmek zor değilmiş sandığım kadar 

Bir desteğe ihtiyacımdan yanılmışım onca zaman 
Bilmeseniz de güç buldum varlığınızdan 
Özrü kadar olgun 
Affettiği kadar büyükmüş insan 

...
24/11/2024 (22:43-23:37)

(Bölüm arkadaşlarımla birlikte hocamıza hazırladığımız kutlamadan.)



20 Ekim 2024 Pazar

12 Bebek

20/10/2024 (11:20-11:38)

       Okulda enfeksiyon hastalıkları diye bir dersimiz var. Daha birkaç hafta önce hocamız yıllar önce yaşanan bir kaza, bir ihmalden bahsetti. 12 bebeğin bir ihmal yüzünden nasıl öldüğünü, bunun vicdani yükümlülüğünü kimsenin almak istemeyeceğini söyledi. Bir hemşirenin elini dezenfekte etmemesi sebebiyle 12 bebeğin enfeksiyon kapmasına, 11'inin ölmesine sebep olduğunu, görevinden men edildiğini, psikolojisinin bozulduğunu anlattı.

       Geçen yıldan beri hocalarımızın bize yaptıkları ilk uyarılardan biridir "Maliyetin hiçbir önemi yok. Önceliğiniz hastanın sağlığı. Elinizin altındakinin can olduğunu, size ihtiyacı olduğunu, yaptığınız küçük bir ihmalin geri döndürülemez sonuçları olduğunu sakın unutmayın!" O günden beri bölümdeki en umursamaz kişinin dahi ne kadar dikkatli davrandığını kendi gözlerimle gördüm. Hastanede gün boyunca kaç eldiven değiştiriyoruz, ne kadar ilacı temiz mi değil mi bilmediğimiz için çöpe atıyoruz, elimizi ve eşyaları temizlemek için ne kadar su-sabun-dezenfektan vb. kullanıyoruz, bu basit olarak düşündüğümüz malzemelerin ne kadar büyük maliyeti var hepsini kendi gözlerimle görüyorum. İsraf olmasın diye tereddütte olduğumuz hiçbir şeyi hasta için kullanmıyoruz. Bunlarla yetiştirilen bir sağlıkçı olarak son günlerde adı geçen yenidoğan çetesinin sıradan basit yollarla cezalandırılması onuruma dokunuyor. 

       Daha tanımadığım, adını dahi bilmediğim, bizle paylaşılan 12 -muhtemelen daha fazla olan- bebeklerin bir vahşete kurban gitmesi vicdanımı zedeliyor. Bu kadar hafif cezalarla o canilerin ödüllendirilmesini kabul edemiyorum. 



3 Ekim 2024 Perşembe

1 Ekim Salı - Müjganla Ben Ağlaşırız - (01/10/2024)

03/10/2024 (15:05-17:49)

       Sabah erken uyanacağım için akşam erkenden yattım. Zaten uykusuzluk da vardı. Teheccüd vaktine kadar devam eden uyku felçleri ve kabuslar sebebiyle sık sık bağırarak uyandım. Ardı arkası kesilmeyen, anlatmak bile istemeyeceğim kabuslar gördüm. En sonuncusunda rüyada mıyım gerçek mi emin olamadan kalkıp elimi yüzümü yıkadım, dua edip yattım. Yattığımda saat 3-3:30 civarıydı. 5'den sonra geri kalktım. Hazırlandım, namazımı kıldım, kahvaltı yaptım ve 06:05'de evden çıktım. 


       Hava yeni yeni aydınlıyor. Sokak lambalarının bir kısmı söndü. Eski sokağımızın korkutuculuğundan sonra yeni mahallemize alışmak zor olmadı. Sakin adımlarla durağa gitmenin mutluluğunu yaşıyorum. Üç otobüs, iki aktarma ile 7:10 civarı okula geldim. Dün de böyle erken gelmiştim. Otomattan kahve alıp güne keyifli başlamak istedim. Otomatın kartımı okumaması ile güzel bir başlangıç yapmış oldum. 

       Gün içinde göğüs cerrahisine gelen iki vaka oldu. İlki genç, 25 yaşında, bir hanımefendi. Kanser tedavisi oluyor, göğsünden biyopsi örneği alınacak. Ameliyathane teknikeri abimizden tümör ve benzeri bir durumun umut vereceği yönünde olduğunu, aksi halde hastanın diyaliz ve ilaçlarla son zamanlarını yaşayacağını öğreniyoruz. Duygusallığı bir kenara bırakıp işini yapmak zorunda olmanın hassasiyeti ile odaya gelen hastayı monitörize ediyorum. İki saatlik işlem boyunca sürekli içimden dua ediyorum. 

       İkinci hastamız ise henüz 9 aylık bir bebek. Yeni çıkmaya başlayan minik dişleriyle kendisi için büyük bir parça cevizi yutuvermiş. Yabancı cisim aspirasyonu olarak geldi. Uyutuna kadar sürekli ağladı. Konuşup severek, oyun oynayarak sakinleştirmeye çalıştık ama maskelerimiz ona korkutucu geldi. 

       Ameliyathane odamızda vakalar bitince tıp öğrencileriyle olacak toplantı için kibarca odadan çıkarılıyoruz. Koridorda bir saatlik sohbetin ardından diğer bölümün öğrencileri gidiyor. Odada toplantı bitiyor. Ve ben yalnız kalıyorum. Vakanın az olduğu günlerden birisi, bolca uykusuzluk ve bolca boş vakit, beraberinde yorgun bir beden... Birbiri için var olmuş dörtlü kombinasyon. Çıkış saatini uyumadan, sıkılarak bekliyorum. 

       Çıkışta arkadaşımın kahve teklifini biraz nazdan sonra kabul ediyorum. Sabahın hıncını çıkarmak üzere saati umursamaksızın peşine takılıyorum. Önce, yapacağı amigurumiler için sevimli bir dükkana uğruyoruz. Güler yüzlü hanımlardan alışveriş yapıp ayrılıyoruz. 

- Birazdan bizim kütüphanenin önünden geçeceğiz. Anılarımız canlanacak. 

       Daha çok anı biriktirme hevesiyle, bilmem kaçıncı kez aynı muhabbet:

- Of ya! Keşke yakın otursaydık. Diyorum.

- Keşke!..

       Kütüphaneye yaklaşınca ikindiyi henüz kılmadığımı hatırlıyorum. Mescidini kullanmak için kütüphaneye uğruyoruz. Çıkar çıkmaz yol üzerinde tatlıda kampanya yapan bir kafeye giriyoruz. Menüyü açıp bakıyoruz. Karar vermek ikimiz için de zor. Garson arkadaş yanımıza geliyor:

- Karar verdiyseniz siparişleri alabilirim. 

       Karar veremediğimizi söyleyip kendisine danışıyoruz. İki çeşit tatlıda kampanya yaptıklarını söylüyor. Arkadaşımın ısrarı ile ben de tatlı yemeye karar veriyorum. İki adet müjgan tatlısı, bir kahve, bir çay söylüyoruz. 

       Tatlının yanında kahve içtiği için arkadaşımı kınamamla doyulmaz sohbetlerimize bir yenisini eklemeye başlıyoruz. 

       Bazı insanların sert tutumundan, aşırılığından, insanlar arasında görünür olmaktan vs. bahsediyoruz.

- Ben böyle insanların aşırı davranışlarının altında bir zayıflık olduğunu düşünüyorum. Bazı davranışları bizimle ilgili değil, kontrol edemeyiz ki. Kendi içinde neyi kabullenemiyor acaba¿

- Haklısın, diyor. Yoksa neden öyle aşırı davransınlar ki. Sürekli öyle olmak yorucu.

       Nerden geldi tam hatırlamıyorum konu yine geleceğe; eşlerimize ve çocuklarımıza geldi. Günümüz eğitiminin verimsizliğinden, vaktimizin çoğunu okula ayırıp yine de eğitimsiz kalışımızdan bahsettik. Eski alimlerin ne kadar eğitimli olduklarını, şartlarının daha zor olmasına rağmen kendilerini nasıl geliştirdiklerini konuştuk. Eskiden insanların sabahtan öğlene kadar eğitim aldıklarını, günün geri kalan kısmını günlük işlerine, deneylerine, araştırmalarına ayırdıklarını okumuştum. Bu bilgiyi de arkadaşımla paylaşmaktan geri durmadım. Çevremizde olanı ister istemez aldığımızı, benzemek istemediğimiz insanlara farkında olmadan benzediğimizi konuştuk. "Bu yüzden..." Dedim:

- Bu yüzden önce kendimi yetiştirmeliyim. Çocuklarıma okul dışında iyi bir eğitim vermek için kendimi geliştirmek istiyorum. Onlara okul dışında fırsatlar sunacağım. 

       Konu konuyu açıyor, sohbetimiz devam ediyor. Biraz dedikodu, biraz kişilik çözümlemesi, biraz da sorgulama... Olmazsa olmaz birkaç fotoğraf. Işığı beğenmiyoruz ve fotoğrafı tadında bırakıyoruz. 

       Hassas bir günün ardından bol kahkahayla geçen sohbetin ortalarındayız. Her sohbette gözüm dolmazsa hatrım kalır. Ortamda çalan bir şarkı beni seneler öncesine götürüyor:

- Bir şiir vardı: O mahur beste çalar / Müjganla ben ağlaşırız... Hatırlıyor musun? Bu şarkı da tam oldu şimdi! Gerçekten şimdi müjganla ağlaşıcam. Diyorum. 

       Gülüşmeye başlıyoruz. "Söyleyelim değiştirsinler şarkıyı." "Abi bir arkadaş kötü oluyor da ..." "Rica etsek değiştirir miyiz¿" gibi basit ama o ana hoş gelen esprilerle içimizde biriken tufanlar kahkaha seline karışıp çıkıveriyor ağzımızdan. Kafede bulunan birkaç müşteri kendi hallerinde, muhtemelen bizim gibi koyu sohbetteler. Çıkardığımız gürültüden rahatsız olmadan, memnun, devam ediyoruz konuşmalara. 

- Her seferinde söz veriyoruz ama yine konuşuyoruz bunları. Neden böyleyiz acaba?

- Masumca sevmiştik, diyorum. Çocukluğumuzu katmıştık aşkımıza.

       Tatlının son lokmaları, kahve ve çaydan son yudumlar alındı. Aşko kuşko arkadaşım da üşümeye başladı. "Kalkalım mı?" diyorum.

- Evet ya! Ben de üşümeye başladım.

       Farkettim anlamında yandan bir gülüş takındım.
Hesabı ödemek üzere kasaya gidiyoruz. Hesaplar ödenirken iki çalışan arasındaki sohbete şahit oluyoruz:

- Sinirlendi! Şu şarkıyı silsin artık, diyor. 

- Nasıl olduğunu bilmiyorum ki!

       Anlık bakışmamızın ardından gülmemek için direnişimiz bir nebze başarısız sayılır. Kasadaki çalışan gülerek, bana ödetmeyen arkadaşımdan hesabı alıyor. Mekandan ayrılıyoruz. Sokağın sonuna kadar gülmeye devam ediyoruz. Yol ayrımında sarılıp vedalaşıyoruz...


18 Eylül 2024 Çarşamba

Gündem Hakkında (Gazze/Narin/Çocuklar)

 10/09/2024(01:03
     Gücümün yetmediği zulümleri kalbim sıkışarak izlemek zoruma gidiyor. Ne aklım yetiyor yaşananlara ne de vicdanım dayanıyor. Keşke diyorum, Gazze'yi kurtaracak önderlerden olabilsem. Dua etmekten başkasına gücüm yetse. Keşke diyorum masum bir çocuğu öldürenlere kısası getirecek güce sahip olsam. Ne kalbim sıkışırdı o zaman ne de aklım bulanırdı bu dünyanın kirinden. Gücüm yetmediğinde duaya sarıldım, zikire sarıldım, Kur'an'a sarıldım hep. Bugün de öyle yaptım. En son yine bir mealde nefes aldım...
الَّا إِنَّ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ قَدْ يَعْلَمُ مَا أَنْتُمْ عَلَيْهِ وَيَوْمَ يُرْجَعُونَ إِلَيْهِ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (64)
64. Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah'a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah'ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. (Nûr, 24/64)

11 Ağustos 2024 Pazar

Bipoların Günlüğü - 2


UYARI !¡! ÖNSÖZ


16/04/2023 (04:12)'de

Fırat yerime geçmeye çalıştı. Neredeyse kontrolü kaybediyordum. Birkaç saat boyunca titredim. Tam olarak kendimde miyim emin olamadım. "Şu an Fırat mıyım?" diye kendime sormaktan geri duramadım. Korkudan kendimden geçmiş bir şekilde uykuya dalmayı bekledim.

24/01/2024 (12:16-12:17-12:22-12:28)

Dün gece tam uykuya dalacakken Fırat'ın benim yerime geçtiğini hissettim. Bana seslendi. Dışardan birisi veya gaipten sesler değildi. Ciddi ciddi içimden geliyordu ses. Hem kendimin hem Fırat'ın duygularını, düşüncelerini aynı anda duyuyordum bedenimde. Bugüne kadar Fırat, zaman zaman yerime geçmeye çalışmıştı. Hiçbirine izin vermemiştim. Her seferinde dualarla Allah'a sığındım. Dün öyle bir girişimde bulunmayınca hiç aklıma gelmedi dua etmek. Çok yorgunken ve uyku iyice bastırmışken savunmasız yakaladı beni. Şansına bir-iki haftadır da kalp gözüm çok iyi bir seviyede açık. Yerime geçtiği zaman dostça bir sesle sesleniyor; sakin ve dinlendiren. Fakat aynı zamanda içindeki öfkeyi bastıramadığının o kadar farkındayım ki bir taşkınlık yapacağından adım kadar eminim. Ortalığı dağıtmak, her şeyi yakıp yıkmak istiyor. Bugüne kadar içime attığım ne varsa hepsini bir gecede dökmeye hazır. Ben buna izin veremem. Bağımsızlığıma bu kadar az kalmışken, yapamam bunu...

Bipoların Günlüğü - 1



UYARI !¡! ÖNSÖZ

12/11/2022 (03:00 civarı)

Bugün içimdeki ikinci kişilikle tanıştım. Adı 'Fırat'.

02/12/2022 (17:10-17:22)

Bugün öğle namazımı kılarken birisi benim yerime geçti. İlk aklıma gelen Fırat ama başka birisi de olabilir. Fırat'ın adını öğrenebilecek kadar zaman geçmişti. O günden sonra bir daha gelmedi. Ben iletişime geçmek istedim ama sanki öyle biri yok gibi oldu. Bir şey yapamadım. Gerçi sahiden yok öyle biri. Bunun ne olduğunu tam olarak kavrayamadım. Çoklu kişilik bozukluğunun ne olduğunu biliyorum. Ben bu bozukluğa sahip miyim emin değilim. Çok karışık. Kişilikler, kişiden ziyade içimde bastırdığım duygu ve düşüncelerin yansıması gibi. Fırat çok sakindi. Konuşmuyordu. İçine kapanıktı. Uykuluyken zamanı bilmek pek mümkün değil ama 30-40 sn. gibi gelmişti bana tanışmamız. Bugün yerime geçen kişi 5 sn. kadar durdu. Erkekti. Fırat'a göre laubali biriydi. Yaramaz bir çocuk gibi sessiz ama şımarık güldü ve gitti. Anlık bir şeydi. Nasıl oldu anlamadım. O varken gerçek kişiliğimi unuttum. Fırat'la tanışırken de unutmuştum ama ben onları hatırlıyorum. Belki bugün gelen de Fırat'tı, belki de değildi; bilmiyorum. Kontrolü kaybetmeden bunları daha fazla yaşamak, kişilik bozukluğunu kendimde gözlemlemek istiyorum.

Bipoların Günlüğü - Önsöz



24/01/2024 (12:29-12:34)

Bu seride anlattığım hiçbir şeyin gerçek yaşantımla bir alakası yoktur. Yalnızca psikoloji alanına olan ilgim ve yaptığım araştırmalara dayanarak bipolar bozukluğu hikayeleştirmek ve bu şekilde anlatmak istedim. Sıkıcı bir makale ya da kompozisyon yerine ilgi çekecek bir yazı yazmak istedim. Ruhsal bozukluklara karşı hassasiyeti olan, okuduklarından ve dinlediklerinden kolayca etkilenen okurlarımın, yazacaklarım çok sıkıntılı olmayacak ama yine de, dikkatli olmalarını rica ediyorum. :)

 Bipoların Günlüğü - 1

• Bipoların Günlüğü - 2

4 Ağustos 2024 Pazar

Bekleme

 04/08/2024 (02:21-02:57-03:08)

Güneş doğmak için beklese, yağmur yağmak için...
Hem maviye yazık olur, hem yeşile...
       
       Kaybettiğin yerde bekleme. Açılmayan kapıları zorlama. Anlaşılmayı bekleyerek kalbini çürütmelerine izin verme.

       Hayatımda bana öğretilen en büyük yanlışlardan birisi 'beklemek'. Doğru zamanı beklemek, doğru ortamı beklemek, doğru insanı beklemek, uygun bir durumu beklemek, yapmak istediklerin için plan yapmayı beklemek, önceliklerin için isteklerinin sırasını beklemek... 

       Zaman akıp gidiyor ve yaptığımız tek şey beklemek. Evet, bazen gerçekten beklemek gerekiyor ama bunu fazla mı abartıyoruz¿ Elimizde onca imkan varken, onun zamanı gelmedi demek zamana ihanet etmek olmaz mı? İmkanımız olmasa bile kendi ellerimizle fırsatlar yarattığımız, çalışıp didindiğimiz, güzel bir yaşam inşaa etmek için çabaladığımız bu hayatta ayağımıza gelenleri elimizin tersiyle itmek, aslında geleceğimizi incitmek.

       'Hayatı boşa yaşıyorsun' diyen insanlara nasıl mutlu olmaları gerektiğini gösterin. Yaşatamadıkları duyguları hissetmenin, harcayamadıkları parayı kazanmanın, tadına varamadıkları hayatı yaşamanın bir anlamı olmadığını kanıtlayın.

       Bir kitabı okumak istiyorsan hemen o an başla. Bir müzik aleti öğrenmek istiyorsan hemen kursa kayıt yaptır. Yeni bilgiler edinmek istiyorsan hemen araştırmalara başla. Diyet, spor, antrenman yapacaksan pazartesiyi bekleme. Biriyle konuşmak istiyorsan kenarda bekleme. Konuşmayı başlatınca devam ettirmiyorsa, yanında da bekleme. Çocuklarının yapmak istediklerini destekle. 'Onu şimdi yapamazsın. Buna izin veremem.' demek yerine 'Hadi yap!' de, 'En iyisini sen yaparsın. Yap da görelim!'.

       Sistemimiz beklemeye pek elverişli yaratılmamışken neden bekliyoruz? Yemek yemeyi biraz erteleyebiliriz belki (çok kısa bir süre). Tuvaletini ne kadar tutabilirsin? Esneyeceğin, hapşıracağın anda kendine hakim olabilir misin? Güneş doğmak için beklese, yağmur yağmak için... Hem maviye yazık olur hem yeşile... Namazını ertelersen ya kazaya kalırsın ya kerahate. Bütün önemli işler vaktinde oluyorsa, hayatı yaşamayı da kaçırmamak lazım. 

       Yazdıklarım yanlış anlaşılmasın. Hayatı hunharca yaşayın demiyorum elbette. 7/24 işinizin dışında kendiniz için bir şeyler yapın. Yapmak istediklerinizi ertelemeyin. Çalışma saatinizi nasıl ertelemiyorsanız mola saatinizin hakkını da verin. O kadar vakit harcadıktan sonra kendinize haksızlık etmeyin. Başka isteklerinize zaman ayırın. 'İki gün tatilim var, bunlarla mı uğraşıyım?' demeyin. Bedeninizi sevdiğiniz işlerle meşgulken yorsanız dahi ruhunuz dinlenir, gelişir, yükselir. 

       Beklemek adı altında her şeyi erteliyoruz, erteledikçe vazgeçiyoruz. Yapmamız gerekense sadece icraate geçmek. Tek kaybedeceğiniz şey yanlışlarınızın birinden kurtulmak ve tecrübe kazanmak. 

#aceleyleyazılmışdağınıkbiryazıdır



28 Temmuz 2024 Pazar

Koştu Kadın

 28/07/2024 (03:21 - 04:27)

       Koştu kadın, yetişmek için çalınan zamanına. Koştu kadın, hissizleşen anılara. Koştu kadın, elinde kalan son umut parçasıyla... Koştu; hiç bilmediği yollarda, tanımadığı insanların arasında, hain tuzakların ortasında, nereye gittiğini bilmeden koştu. Düştü, kalktı. Güvendi, yalnız kaldı. İnandı, yarım kaldı. Bütüne ulaşmak içindi çabası. Koştu, koştu, koştu... Uçuruma geldi, atladı. Uçarım sandı, parçalandı. Topladı parçalarını, koştu, koştu, koştu... Durdu kadın. Buldum sandı, emanet etti parçalarını. Parçaları aldı adam, yapıştıracak sandı kadın. Yere döktü adam, ezildi kadın. Yarım kaldı kadın, ayağa kalktı. Önce süründü, sonra yürüdü. Tanıdık geldi ilk adımları, ilk gözyaşı, ilk çırpınışı, ilk kanatları... Onlar da böyle kırılmıştı. Ağladı kadın, ıslandı adam. Yalnızdı kadın. Koştu, koştu, koştu... Uçuruma geldi kadın, elini uzattı adam. Atladı kadın, orada kaldı adam...






23 Temmuz 2024 Salı

Bir Nefes

Çaresiziğin yönü bu yola çıkmadan anlamazsın
Çıkar çıkmaz çakmağı yakar öylece kalırsın
Dumanını fazla alır yarına ulaşamazsın
Çık gel bak bu kabuslarla yaşayamazsın
Kendine nasıl hak gördün beni kor ateşe atamazsın
Başta söz verdiğin yolda beni yarım bırakamazsın
İhanetin ne yola ne bana aşkı yalnız yaşatamazsın

Ardından eser yeller bu yolları bulamazsın
Gelmek istersen birgün dönüp arkana bakamazsın
İzini silerse zaman acımazsa hatırana acımışsa yaralara
Kalamazsın yarınıma bakıp durma limanıma
Kalmış mı gökte yağmur iner misin damlalarla
Yoksa gelip zorla yerleşmeli mi toprağına

Söyle aşkla bakışıp ayrı kalmayı nasıl becerdik
Sevmeyi mi bilemedik sevgiyle mi büyümedik sevgisiz mi
Sevgisiz mi yeşerdik sevgisiz mi direndik hep sevgisiz mi

Başaramadık kavuşmayı anlatamadık duyguları
Bu kaçışlar hep nefretin mi gizli kalmış öfke mi

Bana mı sakladın savaşları bana mı tüm tuzakların
Seni bulmak uğruna yokuşları tırmanışım sevgidendi

Soluğunu kesip kesip uçuruma sürdüğün son neferdi

Çıkmazına girdiğimde şansımı zorladığım son seferdi

Tükettin mi ümidimi seni sevmek sanki bir nefesti

8 Haziran 2024 Cumartesi

Aşkın Nefreti

Part 1 :

Kayboluyor anılar tutamıyorum aklı
Kayboluyorum ortadan hiç sormuyor meraklı
Çınlıyor kulaklarım doğru söyle beni mi andın
Bu gece de yine geçmiyorsun baş ağrım

Yazdıklarım dağıldı bi türlü toplayamadım
Haklısın ben en çok dağıtmayı başardım
Ne bileyim dağıtınca sen toplarsın sandım
Sevgileri toplayınca karanlığa da sığarsın

Yarım kalan puzzle’ımda bulamadığım parçasın
Neden beni bu aşkın kurağında bıraktın
Hevesliydin hani aşk orucumu bozacaktın
En güzel hevesleri kursağıma takansın

Kalbini verecektin ruhumu mu aldın
Katil oldun sevdiğim aşığını astın
Kan bulaşmış ellerinle başka kimi sardın
Kirli gömleğini bugün hangi sepete attın

Bi baş ağrısı yine dolduruyor satırları
Heceleyip adını sığdırdım gözyaşıma
Ben hüznünü bile değişmezken dünyaya
Sen kalbini harcadın iki günlük fırsatçıya

Onca sene geçmiş yanağımdasın acıyla
Yüzüne sustuklarım var ya kıvranıyor dudağımda
Nefreti sönüyor kalbim çarpıyor heyecanla
Düşün hâlâ acıyorum empati yoksunu aptala

Göremedim ki sevgini hasretimle bekleyen
Sanki bir taştım yolda tekmelenen
Dünyanın kanunu bu hep zararsızdır ezilen
En sonunda oldum ben de nefretle bilenen

Ya da bir nehirdim denizin hasretiyle tüten
En sonunda taştım afet oldum hüznümden
Taştım, taştım da yerin dolmaz sandım
Bilirsin yerini dolduramaz sanrılarım

Dostların eksilir sen kalırsın masada
Döndüğünde yeniden severim sanma
Bi sen
Bi de ben
Yeniden
Mi sanmam

Nakarat (X2) :

Üzülme bulursun yeni bi sarvan
Yarışın da görelim hanginizmiş hayvan
Geldi artık sıran buzulları sırtlan
İzle şimdi uzaklarda gidiyor bi kervan

Part 2 :

Şimdi çok havalısın yenisine yazdın ya
Kıskançlığım da başladı sen öyle çalım atınca
Evet sen cana yakınsın yakınsın insanlara
Sanırım bu yüzden kıymıştın canıma

Yükleyip onca derdi hiç bakmadın ardına
O kadar geniş değil yazık olmadı mı kantara
Daha dün gece saçmışsın söylesene kaç para
Ben aşkından ölürken yapışmışsın kaç dudağa

Sensiz geçen akşamlarda yanlışların sayıldı
Vazgeçişimle kalbinin foyası da çıktı
Kalbim silince bak aklım nasıl anladı
Ben vazgeçtim ve tüm akbabalar kazandı

Beklediğim zamanları doldurdum bir çuvala
Çoktan eskiciye sattım duyguları arama
O gün orda görünce üzülmüştüm aslında
Nefretimle devam ettim karanlığına bakınca

Kimse binmeyince seviniyorum durakta
Azalıyor neticede sıfatının oranı da
Yakışıyor azalınca karakterinin yanına
Eski tadı vermiyor izlediğim manzara

Aşkımla da övünme ben yazmak için kıvrandım
Bu şehrin tozunu yuttumsa da yeni bir devir başlattım
Bundan sonra adını anmaktan da sakınırım
Benden sakındıklarını başka aşka saklarım

Yel değmemiş bir bahçeye tohumları atarım
Gerçek aşkın gözyaşına köklerimi salarım
Sen de geçmişimde sıkışırsın kalırsın
Kaçırdığın bu trene öyle öküz gibi bakarsın

Aradığını bulamazsın aşk pazarında
Her dalda milyon kuş olur satılmış duygularla
Açıkta kalır sığamazsan hayatlara
Yeniden sözün geçer sanma bu toprakta

Dostların eksilir sen kalırsın masada
Döndüğünde yeniden severim sanma
Bi sen
Bi de ben
Yeniden
Mi sanmam

Nakarat (X2) :

Üzülme bulursun yeni bi sarvan
Yarışın da görelim hanginizmiş hayvan
Geldi artık sıran buzulları sırtlan
İzle şimdi uzaklarda gidiyor bi kervan

...
04/04/2024 (01:09-18:52) / Başlık: 01:42
05/04/2024 (05:38-05:43)
05/04/2024 (12:57-14:37)
08/06/2024 (13:00-13:14-14:23)


Bazı Kısa Şeyler

?
Çaresizlik bir zehirmiş
Panzehiri zor bulunan
Çaresizlik bir savaşmış 
Ölümle kalım arasında 
Çaresizliğin bir adım ötesi sensin
Ölüm çukurunun yamacında 
Bir adım gerisi pişmanlıkmış
Vicdan durağının sorgusunda 


03/03/2024 (09:00) - ?
Bu son
Sana son seslenişim son sözlerim ve son demlerim 
Bu son
Seni son bekleyişim son güllerim ve son demlerim 

23/03/2024 (01:43-01:47)

Ben söndükten sonra kokan bir mumdum 
Kimse koklamadı beni sabreden dışında 
Sabreden de bulamadım yalnız ben dışımda 
Neyse zaten insanların sevgisi hep dışında 
Sevgisi ve sevmesi, sevişmeler hep dışarda 
Kalmasın bana yalan dolan sen dışında 
Öyle bir gel ki hepsi kalsın saf dışında 

29/03/2024 (08:55)

İnsan sevdiğine en çok kızarken de sınırı fazla aşmamalı


04/04/2024 

(01:29-01:33)
Acelen ne daha sayamadım yüzündeki benleri 
Ay bile terketmedi güneş gelmeden geceyi 
Tutuşturdun ellerime ışıksız bir meşaleyi 
Bul dedin beni gez, dolaş, ara bu şehri 

(09:47-09:50)
Adımı anmasan da atlasında bul beni 
Bul ki bu coğrafya da bozsun artık ezberi 
Bozsun artık ezberi, aşsın de tepeleri 
Toprağına aldanma bulsun artık Şirin'ini 

(13:40)
...hep bendim bekleyen
Değirmenden un gibi eleklerden elenen

05/04/2024 (16:57)

Bi' bırak da dualarım avuçlarımı kanatsın 

07/04/2024 (11:19-13:08)

Ayrılığı benimsiyor hicran dolu sayfalarım 

22/04/2024 (22:31-22:33)

Oluyor mu özledim demekle değişiyor mu işin rengi 
İniliyor mu engine kim ulaşıyor dengine 

24/04/2024 

(18:48-19:15)
Kitaba ortasından başlamak da yarım bırakmaktır aslında 
Başa dönebilir misin konunun en çıkmazında 

(13:33-13:38) 08/06/2024(23:18)
Çaresiziğin yönü bu gülüm yola çıkmadan anlamazsın 
Çıkar çıkmaz çakmağı yakar öylece kalırsın 
Dumanını fazla alır yarına ulaşamazsın 
Çık gel bak bu kabuslarla yaşayamazsın 
Kendine nasıl hak gördün beni bu ateşe atamazsın 
Başta söz verdiğin yolda beni yarım bırakmazsın 
İhanetin ne yola ne bana aşkı böyle yaşatamazsın 

(13:39-13:43)
Dili yalanlı katilisin hicran bekleyen duyguların 
Oynuyorum sözcüklerle doldurmuyor zamanları 
Nasıl unutsun kalemim içi sen dolu yazdıkları 

(14:01-14:02)
Kim bilir ne şanslıdır süslendiğin aynalar 
Bindiğin otobüsler, oturduğun cam kenarı ne şanslı 
Ne şanslı yürüdüğün kaldırımlar 
Bir zamanlar bana geldiğin o yollar ne şanslı 

28/04/2024 (23:58-23:59)

Sevmeyi bıraktım sanma erteledim seni senli zamanlara 
Seni sensiz sevemem sanma isteğim tatman beni her dakikada 

29/04/2024 

(00:00-00:03)
Yalnızlığın keyfini çıkarır arta kalan sigara 
Sensizken dumanı söner sanma 
Sanma sensiz dönmez bu dünya 
Ama bir düşün sevmişsin ve çiçek açmış dallarımda 
Kuru toprağım yağmura doymuş da 
Yaşamış aşkım bir bahar daha 

(00:05-00:11) 
Saatler koyuyor bu yola yeni tanılar 
Sensizliğim en çirkin hâlimi tanımlar 
Görse tanır seni bu kaldırımlar 
Seni anlattığım yediveren ve salkımlar 
Sen açmadın henüz yetişmeyecek kirazlar 
En kırmızı elmalar, en tatlı karpuzlar
(En tatlı karpuzlar 09/05/2024 (09:49))

09/05/2024 (09:20)
Varlığım sana nazlı kalır, gelişlerim fazla ağır 

05/07/2024 (23:58) - 06/07/2024 (00:09)

Ben yine seni sevip bir saksıya çiçek ektim 
Ve sen yine gönlümü sağanaklara teslim ettin
Bekleyip saatlerce bir köhnenin kuytusunda
Gelmeyince sevmemeye ne yeminler ettim

Kalp unutmaz sevmeyi ben yine de gittim 
Geldim yastığına hasretimi serptim
Böldüm uykusunu güneş yanar bu gece
Sevdamızı alır ay gizlenir pencerene

Bir kenarda sessizce seyrederken tenhaları
Buldum çıkmazında yine yeşertecek damlayı
Ne kadar hor gördün yağmurda ıslananı
Bu zevki alamadan kokluyorsun toprağı 

Kaç gönül kaçtın benden kaç gönül saklandın
Kaç bahar bekledim ve kaç yaşam harcadım
En sonunda buldum sanıp kaç defa yanıldım 
Kaç gönül kaçtın benden kaç gönül saklandın 
Kaç bahar bekledim ve kaç yaşam harcadım 
En sonunda buldum sanıp kaç defa yanıldım

31/07/2024 (12:43) #mete

Dalından koptun
Uzaklarda soldun 

21 Mart 2024 Perşembe

Böyle miydim ¿


 Ben her zaman böyle miydim
Böyle karanlık mı görürdüm dünyayı
Dudaklarım hep böyle biçimsiz, mor
Horlanmış menekşelere mi benzerdi
Ellerim hep mi uzaktı yeryüzünden
Aklım varla yok arası mıydı
Hep yadırgadım mı onu
Bana ait değilmiş gibi
Bedenim diyorum
Hep böyle yabancı mıydı bu dünyaya
Hiç mi alışmamış havasına suyuna
Hep ağır mı gelmiş insanların bakışları
Peki bu insanı toprak kabul etmeyip 
İçine içine
Daha da derine
Atmaz mı
¿..

11/01/2022 (07:28-07:38)




15 Mart 2024 Cuma

TUTAMAM MISRALARI- ❣️(Kız Çocuğu)



14/03/2024 (23:42) - 15/03/2024 (00:01)

       Belki de artık ifade etmenin yorgunluğundan, açıklamayı ve anlamlandırmayı bıraktığımdan, hiçbir ismi yakıştıramadığım bu özel şiirimi; paylaşmaktan sakındığım önemli bir günlük sayfasıyla birleştirmeyi, bir yapbozun parçaları gibi kalbimden narin parçalar olarak sunmayı göze alıp uzun bir süre sonra yazmaya devam ediyorum. Bu günlük sayfasını benim için önemli kılan, dönüm noktalarımdan birisi olması. Bir sayfa bir insanın dönüm noktası olabilir mi? Artık boşluğa konuşmaktan, kendi kendine sessiz sinir krizleri geçirmekten bitkin düşmüşse evvela olabilir. Neden olmasın? Şiirimi önemli kılan ise hem kendimi hem de her nefesinde bu dünyada bir iz bırakmak uğruna çabalayan, yanlış olanı düzeltmek için büyük fedakarlıklarla yaşama tutunan, başa taç olması gerekirken saçını süpürge eden, önüne kırmızı halılar serilmesi gerekirken gururu egosu boyunu aşmış kimseler tarafından ezilmek istenen, herkese çare olduktan sonra kendine yetmekten çekinen, her birinin kalbi birer gül bahçesiyken kasırgaya uğrayan, bütün her şeye rağmen de ayakta dimdik durmaya çalışan kız çocukları ve kadınları acemi mısralarımla anlatmaya kalkışmış olmamdır. Birçok kişinin görmezden geldiği saklı bahçelere bir çiçek dikme fırsatını bulmanız dileğiyle, keyifli okumalar diliyorum... 

14/01/2023 (13:04-13:37)
15/03/2024 (00:02-00:10)

       Ben büyüdüğümü hissetmiyorum. 19 yaşımı doldurmak üzereyim. Bu zamana kadar hep çalıştım, didindim. Yeri geldi kendimi parçaladım. Kimse görmedi, duymadı, bilmedi. Ben hep sessizdim ama içimde kaç devir kapandı. Yenisine başlamaya cesaretim yok. Normalde cesaretim olurdu ama gücüm olmazdı. Bu bir pes ediş mi? Değil. Ben umudumu hiç yitirmedim. Sebebi ne bilmiyorum, çözemiyorum. Anlam veremiyorum. Bir şeyler çok eksik. O eksiklik hiç dolmayacak. Hani çocukluktan beri, düşünsem çok şey yaşamışım ama koskoca 19 yıldan geriye anlatabileceğim belki on hatıram var belki de yok. Boyumdan büyük işler başarmanın hayalini kurarken bomboş bir hayat yaşamışım gibi hissediyorum. Benim hatam mı? Bence değil. Elbette benim de hatalarım vardır ama başkalarının büyük sorunlarının doğurduğu küçük hatalardır. Hem insan yerine konmayan, kendi kararlarını alamayan, sakin, en küçük şeylere bile gözleri dolan ergen bir kızın hataları kendinden başka kimin canını, ne kadar acıtabilir ki? 

       Hayatımın her döneminde bir şeyler çalındı benden. Hep engellerim vardı. En acı olanı da ne biliyor musun? Bunları bana hep en yakınımdakiler yaptı. En çok güvendiklerim bana hiç güvenmedi. En çok sevdiklerim benim gibi sevemedi. Sorsalar anlatırım çocukken mahallede ne oyunlar oynadığımı ama sadece bir yıl öyle güzel geçmişti. Geri kalan zamanı anlamadım kim, neden benden sakladı. Ergen oldum sonra. Kimisi asileşir, kimisi küser, trip atanlar olur, kavga edenler, evi terkedenler, başka yerde sabahlayıp eve hiç uğramayanlar... Daha neler neler... Diyeceksin ki, "Bunlara mı özeniyorsun? Bunlar güzel şeyler değil ki.". Deme öyle. Yanlış da olsa, acı da olsa bazı şeyler yaşanmalı. Yaşanmalı ki eksik kalmasın insanın yaşamı. Yoksa sonra böyle benim gibi daha yolun başında küsüverir dünyaya. Yaşanmışlıkları boş ver, yaşanmayanlar eksiltiyor insanı. Ben yaşamalıydım bazı şeyleri. Akıllı uslu olmam sadece aileme yaradı; arkadaşlarıma, öğretmenlerime; çevremdekilere yaradı. İçimden geleni yapmalıydım. Doğrumu da yanlışımı da insanların gözüne sokarak 'ben buyum' demeliydim. Hep "Büyüyünce yaparsın." derdi annem. Büyüyünce olmuyormuş. Bilsem, onu dinlemezdim. En cahil zamanımda cahilliğime doymalıydım. Şimdi büyümüş, olgunlaşmışım. Kimse söylemese de ben düşünüyorum 'Bu böyle olmaz.' diye. Keşke bana fırsat verselerdi de olmazları yaşasaydım. Şimdi ben çiçekli tokalar taksam olmaz, peluş oyuncağa sarılıp uyusam olmaz, sokakta kavga etsem olmaz, çirkin sesimle şarkı söyleyip gezsem olmaz, üç aylık yaz tatiline özenip çocukların oynadığı futbolun ortasına dalsam hiç olmaz(daha o zamandan horlanıyordum zaten). Büyüdüm ben, büyüyorum. Ve büyük hayallerimin olduğu bu geleceği hiç istemiyorum. Benim canım gün geçtikçe daha çok yanıyor. Anlatmak için de geç kalıyorum. Büyük bir çıkmazdayım. Yapabildiğim tek şeyi yapıyorum. Allah'ın merhametine ve şefkatine sığınıyorum. 

15/03/2024 (00:12 - 00:25 - 00:31 - 00:55)

       Evde kimse yokken yazmıştım bu sayfayı. Ne kadar alışkanlık olduysa kimse duymasa da sessiz sedasız ağlıyordum. Yine öyle sesimi kısa kısa, hastalıklı gibi, "Hiçbiri bilmiyor ki." dedim. "Haberleri olmadı benim ne çektiğimden. Anlamadılar. Kaç kere ağladım böyle, kaçını duydular? Bilmiyorlar ne yaşadığımı." dedim. "Kimse bilmiyor." diyecektim ki, Rabb'im'i hatırladım. "ALLAH BİLİYOR!" dedim. "Rabb'im biliyor ne yaşadığımı. O'nu hatırlamamı bekliyor." dedim. Bomboş baktığım tavana bu kez gökyüzüne bakar gibi baktım, öyle büyük umutlarla dua ettim. "...bu geleceği hiç istemiyorum." dedikten sonrasını da duadan sonra yazdım.

       Günler sonra defterimi okurken fark ettim. Farklı zamanlarda yazılmış olsalar da benzer yaşanmışlıklar vardı iki sayfada. Önsözde demiştim ya "Sağ kolum nesirdir." diye. Sonunda yetmemiş, açıvermişim sol yanımı. Dökülmüş içinde ne varsa. 

Kaybolsam da döküntüler arasında dualarımla beklerim yarını...
Yarınlar bana ağır gelirse saklarım yine sol yanımı...
Aşka gelip saçılırsa sol yanım tutamam mısraları... 

Ben bir bebek gördüm
Özgürlüktü gözleri
Sevgiydi dudakları
Elleri yumuk yumuktu, sıcacıktı
Pembe bir beresi vardı
Yanakları allıydı
Ben bir kız çocuğu gördüm
Ne zaman bir bebek görse
Bulutlanırdı gözleri
Çalınmıştı pembe beresi
İnsanlar onu suçlardı
O, konuştukça suçlanırdı
Kız çocuğu susardı
Minik elleri kapatırdı kulaklarını
Tüm bu kötülükler yüreğini parçalamasındı
Ben bir kadın gördüm
Toprağından koparılmıştı
Gözlerinde ateş vardı
Dudakları parçalanmıştı
Ne zaman bir bebek görse
Bağrına basardı
Ne zaman bir kız çocuğu görse
Bu dünyaya acıyarak bakardı 
...
03/12/2021 




21 Ocak 2024 Pazar

Hufre-i Nisyân

 Hani kaçamak bakışlarda
Saklardık sevdamızı
Elimizden alınacak gibi
Korkarcasına
Sanki bir çocuğun avuçlarındaki
Bozuk paralardı
Ne kumbaraya atıp biriktirmeye
Ne de harcamaya kıyamadığı
Çaresizliğimi ezberlemişti artık yolların
Gelemezdim
Seni sonsuzluğa gömmeyeyim için
Anlamazdın
Anlamazken bile haklıydın
Sormazdın hesabını
Boş kalan kollarının
Canım bu kadar yanmazdı
Keşke sorsaydın
Saçlarının boşluğa düşüren kıvrımlarından
Kaç kez düştüm amansızca
Gözlerinin pınarına
Yüzümde gezinirken bıraktığı
Parıltılardan bilirdim
Yakamoz kokardı ellerin
Şimdilerde
Bir kar küresi yalnızlığıdır tutkularım
Kendi hâlinde
Saf ve memnun
Senden arta kalan
Sönmüş bir mum
Ve ihaneti
Anlamsız kayboluşların
Ve dilimde
Aynı mısralar
Sana olmayan
Ama üzerine alındığın
Senden başkasına yakışmayacağını
Nasıl da anlamıştın
Hâlâ sensizlikle boğuşur çığlıklarım
Hâlâ sana açılır gözleri kabusların
Kalbim düşerken hufre-i nisyâna
İçimden bir his gizlice sığınır sana
...

2020
21/06/2023 (12:10-12:11)
19/01/2024 (13:03-17:55)
20/01/2024 (23:45)



Yarım Kalan Aşkın Hikâyesi

  Başkası için çalıyor şarkılar Kalemimin mürekkebi başkası için çarpıyor sayfalara Başkası için... Başkası için bu gözyaşları Başkası için ...

En Çok Okunanlar